Anasayfa

AB HİBE FONLARINA DiKKAT?

Mustafa Yıldırım

 

Onlar ayağa kalktılar ya siz?..

T.C. devleti kuruldu kurulalı hiç bu duruma düşmedi; gelen giden oynuyor: Yabancı devletlerin siyasal partileri Türkiye'de şubeler açmışlar; harıl harıl çalışıyor; 'proje' adı altında paralar vererek çevrecileri, kadınları, gençleri, gazetecileri, işadamlarını, belediye çalışanlarını, parti militanlarını ve özellikle 'azınlık milliyetçilerini' örgütlüyorlar; T.C. devletinin hükümranlığını 'piç' edecek bir siyasal şebeke kurarak, sömürge idaresini oluşturuyorlar ve hatta oluşturmuş durumdalar. ABD ve Alman siyasal partileri Ankara ve İstanbul'da merkezlerini kurmuşlar; Anadolu'da vakıf-dernek şebekesini ya kendileri kurduruyor ya da kurulu olanı ele geçiriyor.

*

Almanlar çok planlı ve etkili çalışıyor. Hıristiyan Demokrat ve Sosyal Demokrat Parti şubeleri, aydınlarlarla, işadamlarıyla, siyasal partilerle, gazetecilerle içli dışlı çalışırken Yeşiller Partisi elini çevrecilere ve kadınlara atmış. Yeşillerin çekici adına kanıp masum sananlar için geçmişten bir örneği analım:

Alman milletvekili Claudia Roth, Ankara'nın göbeğinde megafonu eline almış; halkı devlete karşı eyleme çağırmıştı. Başka herhangi bir devlette olsa yabancı milletvekili hemen sınır dışı edilirdi; ama Roth işi ilerletti ve İstanbul'da büro açtı; demokrasi, kadın hakları derken işi Kürt milliyetçiliğine dek götürdü. Roth'un Ergün Poyraz'ın 'AKPapa'nın Temel İçgüdüsü' kitabında yer alan sözleri çok açıktı:

"Leyla Zana'nın Türkiye büyükelçisi olarak atanmasını istiyorum. Türkiye' de Kürt kimliği tanınmalı, af cezaevindeki Kürtleri de kapsamalı. Kürt güneşi parlamakta. Bu Kürt güneşinin ışıklarından birini cezaevindeki arkadaşım Leyla Zana'ya göndermek istiyorum ." (s. 67)

*

Roth

'un Yeşiller Partisi'nin Türkiye şubesi de boş durmuyor; aynı kitapta yer alan müfettiş raporuna göre iyi de para harcıyorlar; Tarih Vakfı, Ka-Der, Mor Çatı, Uçan Süpürge , Ege Kadın Dayanışma Vakfı ile ortak çalışıyorlar. Kıyılardan içerilere doğru yabancı kolonileri oluşan Ege'ye büyük önem veriyorlar ve yıllardır Ege Kadın Buluşması adı altında işbirliği toplantıları düzenliyorlar. Başta İzmir belediyeleri olmak üzere birçok devlet kuruluşu Yeşiller'e yardımcı oluyor.

Her kentte oluşturulan 'Kadın Platformu' yönetimleriyle içli dışlı çalışıyorlar. Aşırı iyi niyetliler, bu parti şebekesinin kadınların iyiliğine çalıştığını ileri sürüyorlar; ama onların aynı zamanda "azınlık hakları" adı altında ayrılıkçılığın önünü açtığını görmezden geliyorlar.

Yıllardır Egeli kadınların bu şebekeleşmeye karşı çıkmasını bekledik, kitaplar yazıldı, konferanslar verildi. Sonunda emeklerin boşa gitmediğini gördük:

Yeşiller Partisi

'nin şebeke örgütü Heinrich Böll Stiftung, Ege'de yeni bir atağa kalkıyor ve bir dizi toplantıya başlıyor; İzmir, Aydın derken Denizli'ye dayandılar. Denizli Kadın Platformu üyelerine Böll ile işbirliği gündemi önceden duyurulmamıştı. Nasıl olsa işbirliği adet olmuştu; herhalde kabul edilir, diye düşündüler. Ne var ki, ulusal bilinci ve aklı yerinde kadınlar (adları şimdilik bende saklı ) yabancı partilerin oyununu bozuyorlar ve toplantıda diyorlar ki:

Denizli Kadın Platformunda yabancı devletlerin vakıflarının ya da STK'larının propagandası ve tanıtımı yapılamaz.

Yabancı siyasal parti örgütleriyle etkinlikler düzenlenemez ve yabancı vakıf ve örgütlerden para kabul edilemez.

Ulusal egemenlik ve bağımsızlık yanlısı duruş ve onur sahibi Denizli Kadını bu tür oyunlara izin vermeyecektir.

Sonuç olarak: Denizli Kadın Platformu'nda, Yeşiller Partisi şebeke örgütü Böll Vakfı ile işbirliği kararı alınamadı. Hem de "Yabancı devletlerin vakıflarından para almanın ne sakıncası var? Biz zaten bu parayı projelere harcıyoruz " diyenlere karşın.

*

Yurttaşların çoğu "Durumu anladık; ama neyi nasıl yapacağımızı söyle" diyordu.

Bence; durumu yeterince anlayanlar, neyi nasıl yapacaklarını da pek güzel buluyorlar ve hiçbir çağrıya gerek duymadan hemen birleşip gereğini yapıyorlar. Yabancı devletlerin (ne yazık ki T.C. devleti görevlileri de yardımcıdır) önünde durulmaz sanılan gücünden korkmayarak yalnızca ve yalnızca vicdanlarının sesini dinleyen kadınlarımız, Denizli'de olduğu gibi, gereğini yapıyorlar… Kuşku yok ki yurdun her kentinde yurdun bağımsızlığını korumayı namus görevi sayan kadınlarımız vardır; onları da yakında duyacağız, hem de pek yakında!

Bu oyunun içinde bilerek rol alanlar için artık 'bilerek ya da bilmeyerek' diye yazmak olanaksız; çünkü onların bilmeleri için para listeleri, adlar da dâhil her türlü yayın yapıldı. Bundan böyle kimse kalkıp da "Vallahi biz proje parası alıyorduk; iyi şeyler yapıyorduk" diyerek yakasını kurtaramaz!

10.12.2007

myldrm2@yahoo.com