Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Ülkesine yönelik, Emperyalist Büyük Kuşatmanın, kartlarından Ermeni Dosyası

HUKUKÇULARA "VATAN SAVUNMASI" ÇAĞRISI
Salı, 16 Ekim 2007
Artan terör olayları ve Amerika'nın Sözde Ermeni Soykırımı tasarını kabul etmesi, hukukçuları harekete geçirdi. Yayın hayatına Mayıs'ta başlayan 16 Mayıs Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi başta Türkiye Barolar
Birliği olmak üzere bütün hukukçulara vatan savunması çağrısı yaptı.

16 Mayıs Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi'nden yapılan açıklamada Amerikan destekli terör olayları ile Sözde Ermeni Soykırımı iddialarının Türkiye'nin toprak bütünlüğünü hedef aldığı belirtildi.
Türkiye'nin emperyalizme karşı savaşarak kurulduğu hatırlatılan açıklamada şöyle denildi:

"Başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere tüm Barolarımızı ve hukuk kuruluşlarımızı, bağımsızlığımıza, egemenliğimize ve toprak bütünlüğümüze yönelik bu tehditlere karşı tavır almaya, vatan savunmasında hukukçulara önderlik görevini yerine getirmeye çağırıyoruz."

“Haydi Türkiye, şimdi boykot zamanı...”


ABD. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin sözde Ermeni soykırımının varlığını kabul eden kararını Tüketiciler Birliği adına değerlendiren Av. M. Bülent Deniz; “şimdi boykot zamanı” dedi.

Tüketiciler Birliği adına Av. M. Bülent Deniz konu ile ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

ABD. Temsilciler Meclisi Dış ilişkiler Komitesi almış olduğu karar ile 1915 olaylarına ilişkin Ermeni soykırımı iddialarının varlığını kabul etmiştir. Bu karar ile Ermeni iddiaları üzerinden ülkemize karşı yıllardan bu yana yürütülen çalışmalarda yeni bir noktaya gelinmiş olup tarihi ile bir ülke haksız şekilde yargılanmak istenmektedir.

Kararı alan ABD. nin coğrafyamızda yürüttüğü kanlı işgal ve zulüm halen devam ederken, bu karar ile müttefiki olarak nitelendirdiği Türkiye’ye karşı hasmane tutumunu ortaya koyması, ülkemiz halkının tepkisinin ayrı bir nedenini oluşturmaktadır.

Küreselleşen ekonomik düzende ülke mallarına ilişkin boykot Tüketiciler Birliği tarafından en son seçenek olarak görülmektedir. Ancak yaşanan gelişmeler, bu “son seçeneğin” kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır.

Geçtiğimiz yıl Fransa Parlamentosunun, sözde Ermeni soykırımını inkârı suç sayan yasa tasarısını kabul etmesinin ardından Tüketiciler Birliği tarafından başlatılan “onuruna fransız kalma” boykotu, halkımızın ortak tepkisinin simgesi olmuş; Tüketiciler Birliği tarafından açıklanan Fransız markaları, ülke çapında boykot edilmiş, boykot uluslararası zeminde büyük ses getirmiş ve nihayetinde Fransa Parlamentosu’ndan geçen kararın, onay için Fransa Senatosu’na gönderilmemesi sağlanmıştır.

Öte yandan Irak işgali sürecinde Tüketiciler Birliği tarafından başlatılan ve ABD. nin simgeleri olan kola, hamburger, sigara, para birimi ve havayolu firmasına karşı yürütülen “Cephane Bizden Değil” boykotu ile işgalin olduğu yıl ülkemizde ABD. mal ve hizmetlerinin satışının yüzde onüç oranında azaldığı, para birimi USD. nin ekonomik yaşamdaki belirleyici parametre olma özelliğini kaybettiği hatırlardadır.

Alınan son karar üzerine Tüketiciler Birliği olarak halkımızın ortak tepkisinin oluşturulması ve tüketimden gelen gücümüzün harekete geçirilmesi amacıyla bu boykotu yeniden canlandırıyor, ABD. nin simgesi olan kolasını, hamburgerini, sigarasını, para birimini ve havayolunu kullanmayacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz.

Sadece bu beş kalemde sayılan mal ve hizmetlerin ülkemiz tüketicisi tarafından tüketilmemesi halinde dahi işgalci ve yayılmacı politika sahibi ABD. ekonomisine büyük zarar verileceği ve ekonomilerinin etkileneceği açıktır.

Fransa’ya uyguladığı boykot ile geri adım attıran Türkiye tüketicisi, bu kez de gerçekleştireceği kararlı boykot ile ABD. ye olan tepkisini ortaya koyacaktır.

Haydi Türkiye, şimdi boykot zamanı…

Av. M. Bülent Deniz

 TÜKETİCİLER BİRLİĞİ

 GENEL MERKEZ

……………………………………………………………………………………………

…………………………………………………………………………………………..
Tel:(212)567 97 44    Faks:(212)567 36 47

Ermeni sorunu ve iddialar için başvurulacak resmi kaynaklar

Ermeni Sorunu

Devlet Arşivleri genel müdürlüğü

TSK Ermeni Sorunu

TTK Ermeni Araştırmaları

 

 

Ermeni Tasarısı ve Akıl Tutulması -

BEDRİ BAYKAM
 16.10.2007

 

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde Ermenilerle ilgili tasarının kabul edilmesi, "beynin tutulması" , "basiretin bağlanması" gibi sözlerle ele alınabilir. Öte yandan içinde yaşadığımız çağda zaten bizi kuşatan her şey bu sözlere denk düşmüyor mu? "Stratejik partner" iniz, Irak'a sözde demokrasi götürmek ve "silah aramak" (!) için bir milyon kişiyi yok etmeyi göze alabiliyor ve hâlâ BM'de atlarını istediği gibi koşturabiliyorsa, o çağ zaten her şeyi yaşamaya mahkûm demektir. Ya da sözde köktendincilikle mücadele eden Batı, bu ülkede en kritik noktada, bu yolun önünü açmak üzere iktidara "hizmete" devam ediyorsa, kadınların çarşafla paketlenip erkeklerin "malı" haline dönüşmeler i "demokrasi" yse, o dünyalarda her şey olabilir! Çünkü tarihin dingili kırılmış demektir...

Türkiye, Ermeni iddiaları karşısında, yıllar süren tepkisizliğinin faturasını ödüyor. Diplomatlarımız 1970'lerde öldürülmeye başlanmadan önce de bu tek yönlü saldırılar ortalardaydı.. ama biz onları yok saymayı tercih edip büyüyen bir cerahatlı yara haline gelişini seyrettik. Şimdi artık mahkemesiz, müdafaasız, tek yönlü bir faşist linç yöntemiyle, çirkin bir baskı grubunun dünyada aleyhimize yaydığı rüzgârların sonucu fırtınalarla boğuşuyoruz.

Bize yanıt hakkı verilmeyen ve ancak idam hükmünün suratımıza okunduğu bu engizisyon mahkemeleri her yerde önümüze sürülüyor. Bu olgu, altına imza atan densizlerin tavrıyla demokrasi ve tarihçiliğin ölümü haline geliyor. Bir de utanmadan buna "politik etik duruş" diyebilme cesaretini gösteriyorlar. Açıkça yapılabilecek tüm tartışma ve tarih irdelemelerinin önünü kesmek, yargısız infaz yapmak, Türkler dışında onca Batılı tarihçinin görüşünü yok saymak, Mesrob Mutafyan 'ı bile ABD'de kürsüye çıkarmayıp, dinlemeyi reddetmek, hepsi, ayrı ayrı faşizmin dayatmalarıdır.

ABD'lilere sormak lazım, tüm dünyada mı tarih sorgulanıyor? Evet Yahudilere yapılan Hitler soykırımı bir insanlık ayıbıydı. O inkârcılarla ben de mücadele ettim. Hem de yalnız gazetelerde değil, mahkemelerde, uzun davalarda. Ama bu tartışmasız konu ile Ermenilerle yaşadığımız 1915 olaylarını aynı eksen paraleline oturtmak, insan denilen canlının pusulayı şaşırması ve çıkar oportünizmine teslim olmasından başka bir şey değildir. Başta "Anti-Diffamation-League" olmak üzere, Musevilerin, onlara tarihte kucak açmış bir ulusa sırtlarını çevirip, bu yalanı desteklemeleri affedilemez.

***

Dünyanın en kolay şeyi kin yaymaktır. Düşünce özürlü, cahil ya da kendini her akıma kolayca kaptırabilen kitleleri, üç hamasi cümleyle galeyana getirip yönlendirmek hep uygulanan ucuz yöntem olmuştur. Ermenilerle ilgili bu konuda, işin acı tarafı normalde ulusların kalpten barışması, geleceği kucaklaması gibi tavırları öne çıkarmaları gereken "aydın" ların bir çoğunun, tam tersine iki ulus arasında kini körükleyecek çalışmalara imza atmaları ve bunun "Batılı" lar tarafından "barışçı yaklaşım" (!) olarak kutsanmasıdır. Bugün normalde her iki ülkenin sanat insanları, geçmişin acılarını aşmak amacıyla bir diyalog başlatmalı, sanat "uzlaştırıcı" bir çıkış kapısı olmalıdır. Tam tersine, Türkler ve Ermenilerin arasına ateşe yağ dökerek işi kızıştıran ve bundan nema toplayan yazarlar baş tacı yapılmıştır "demokrasi" (!) adına. Ya da Bienalde, Antrepo'da Kutluğ Ataman 'ın Atom Egoyan 'la gerçekleştirdiği video çalışmaları, yine tek yönlü bir Türk düşmanlığına hizmet eden bir anlayışı sergilemektedir. Ben bu yapıtı kınamıyorum, yapmayı tasarladığı provokasyonun tuzağına düşmeden sadece bir tespit yapıyorum. Peki Ermeni çetelerce katledilen Türkler hakkında, yapılan aynı yaklaşımı tersine çeviren bir film Ermenistan'da gösterilebilir mi? Bizde gösterilmesin demiyorum, sadece insanları düşünmeye davet ediyorum. Bu yapılan, sanıldığı gibi "tarihle yüzleşmek" değildir. Onu tek yönlü kullanıp bir ulusa karşı provokasyon yapmaktır.. Demokrat, şeffaf ve diyalogdan yana bir tavır göstermesi gereken tek biz miyiz? Bu komedi daha ne kadar sahnelenecek? Ne zaman bizler "doğru" insanların hakkını vermeyi öğreneceğiz? Daha önce heykeltıraş Mehmet Aksoy 'un acıları paylaşan projesini sizlere aktarmıştım hatırlarsanız. Doğru çizgi Aksoy'unkidir, provokatörlerinki değil.

Tarih bir gün nesnel gözlerle geriye baktığında şu dönemin sahte kahramanlarını da ayıklayacak...

e-mail: bedbay@tnn.net - Faks: 0212 227 34 65

HUKUKÇULARA "VATAN SAVUNMASI" ÇAĞRISI
Salı, 16 Ekim 2007
Artan terör olayları ve Amerika'nın Sözde Ermeni Soykırımı tasarını kabul etmesi, hukukçuları harekete geçirdi. Yayın hayatına Mayıs'ta başlayan 16 Mayıs Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi başta Türkiye Barolar
Birliği olmak üzere bütün hukukçulara vatan savunması çağrısı yaptı.

16 Mayıs Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi'nden yapılan açıklamada Amerikan destekli terör olayları ile Sözde Ermeni Soykırımı iddialarının Türkiye'nin toprak bütünlüğünü hedef aldığı belirtildi.
Türkiye'nin emperyalizme karşı savaşarak kurulduğu hatırlatılan açıklamada şöyle denildi:

"Başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere tüm Barolarımızı ve hukuk kuruluşlarımızı, bağımsızlığımıza, egemenliğimize ve toprak bütünlüğümüze yönelik bu tehditlere karşı tavır almaya, vatan savunmasında hukukçulara önderlik görevini yerine getirmeye çağırıyoruz."
  başsayfaya dön