|
||
Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Ülkesine yönelik, Emperyalist Büyük Kuşatmanın, kartlarından Ermeni Dosyası |
||
| |
“Haydi Türkiye, şimdi boykot zamanı...”
|
|
Ermeni sorunu ve iddialar için başvurulacak resmi kaynaklar |
||
|
Devlet Arşivleri genel müdürlüğü
|
||
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde Ermenilerle ilgili tasarının kabul edilmesi, "beynin tutulması" , "basiretin bağlanması" gibi sözlerle ele alınabilir. Öte yandan içinde yaşadığımız çağda zaten bizi kuşatan her şey bu sözlere denk düşmüyor mu? "Stratejik partner" iniz, Irak'a sözde demokrasi götürmek ve "silah aramak" (!) için bir milyon kişiyi yok etmeyi göze alabiliyor ve hâlâ BM'de atlarını istediği gibi koşturabiliyorsa, o çağ zaten her şeyi yaşamaya mahkûm demektir. Ya da sözde köktendincilikle mücadele eden Batı, bu ülkede en kritik noktada, bu yolun önünü açmak üzere iktidara "hizmete" devam ediyorsa, kadınların çarşafla paketlenip erkeklerin "malı" haline dönüşmeler i "demokrasi" yse, o dünyalarda her şey olabilir! Çünkü tarihin dingili kırılmış demektir... Türkiye, Ermeni iddiaları karşısında, yıllar süren tepkisizliğinin faturasını ödüyor. Diplomatlarımız 1970'lerde öldürülmeye başlanmadan önce de bu tek yönlü saldırılar ortalardaydı.. ama biz onları yok saymayı tercih edip büyüyen bir cerahatlı yara haline gelişini seyrettik. Şimdi artık mahkemesiz, müdafaasız, tek yönlü bir faşist linç yöntemiyle, çirkin bir baskı grubunun dünyada aleyhimize yaydığı rüzgârların sonucu fırtınalarla boğuşuyoruz. Bize yanıt hakkı verilmeyen ve ancak idam hükmünün suratımıza okunduğu bu engizisyon mahkemeleri her yerde önümüze sürülüyor. Bu olgu, altına imza atan densizlerin tavrıyla demokrasi ve tarihçiliğin ölümü haline geliyor. Bir de utanmadan buna "politik etik duruş" diyebilme cesaretini gösteriyorlar. Açıkça yapılabilecek tüm tartışma ve tarih irdelemelerinin önünü kesmek, yargısız infaz yapmak, Türkler dışında onca Batılı tarihçinin görüşünü yok saymak, Mesrob Mutafyan 'ı bile ABD'de kürsüye çıkarmayıp, dinlemeyi reddetmek, hepsi, ayrı ayrı faşizmin dayatmalarıdır. ABD'lilere sormak lazım, tüm dünyada mı tarih sorgulanıyor? Evet Yahudilere yapılan Hitler soykırımı bir insanlık ayıbıydı. O inkârcılarla ben de mücadele ettim. Hem de yalnız gazetelerde değil, mahkemelerde, uzun davalarda. Ama bu tartışmasız konu ile Ermenilerle yaşadığımız 1915 olaylarını aynı eksen paraleline oturtmak, insan denilen canlının pusulayı şaşırması ve çıkar oportünizmine teslim olmasından başka bir şey değildir. Başta "Anti-Diffamation-League" olmak üzere, Musevilerin, onlara tarihte kucak açmış bir ulusa sırtlarını çevirip, bu yalanı desteklemeleri affedilemez. *** Dünyanın en kolay şeyi kin yaymaktır. Düşünce özürlü, cahil ya da kendini her akıma kolayca kaptırabilen kitleleri, üç hamasi cümleyle galeyana getirip yönlendirmek hep uygulanan ucuz yöntem olmuştur. Ermenilerle ilgili bu konuda, işin acı tarafı normalde ulusların kalpten barışması, geleceği kucaklaması gibi tavırları öne çıkarmaları gereken "aydın" ların bir çoğunun, tam tersine iki ulus arasında kini körükleyecek çalışmalara imza atmaları ve bunun "Batılı" lar tarafından "barışçı yaklaşım" (!) olarak kutsanmasıdır. Bugün normalde her iki ülkenin sanat insanları, geçmişin acılarını aşmak amacıyla bir diyalog başlatmalı, sanat "uzlaştırıcı" bir çıkış kapısı olmalıdır. Tam tersine, Türkler ve Ermenilerin arasına ateşe yağ dökerek işi kızıştıran ve bundan nema toplayan yazarlar baş tacı yapılmıştır "demokrasi" (!) adına. Ya da Bienalde, Antrepo'da Kutluğ Ataman 'ın Atom Egoyan 'la gerçekleştirdiği video çalışmaları, yine tek yönlü bir Türk düşmanlığına hizmet eden bir anlayışı sergilemektedir. Ben bu yapıtı kınamıyorum, yapmayı tasarladığı provokasyonun tuzağına düşmeden sadece bir tespit yapıyorum. Peki Ermeni çetelerce katledilen Türkler hakkında, yapılan aynı yaklaşımı tersine çeviren bir film Ermenistan'da gösterilebilir mi? Bizde gösterilmesin demiyorum, sadece insanları düşünmeye davet ediyorum. Bu yapılan, sanıldığı gibi "tarihle yüzleşmek" değildir. Onu tek yönlü kullanıp bir ulusa karşı provokasyon yapmaktır.. Demokrat, şeffaf ve diyalogdan yana bir tavır göstermesi gereken tek biz miyiz? Bu komedi daha ne kadar sahnelenecek? Ne zaman bizler "doğru" insanların hakkını vermeyi öğreneceğiz? Daha önce heykeltıraş Mehmet Aksoy 'un acıları paylaşan projesini sizlere aktarmıştım hatırlarsanız. Doğru çizgi Aksoy'unkidir, provokatörlerinki değil. Tarih bir gün nesnel gözlerle geriye baktığında şu dönemin sahte kahramanlarını da ayıklayacak...
e-mail: bedbay@tnn.net - Faks: 0212 227 34 65 |
||
| HUKUKÇULARA "VATAN SAVUNMASI" ÇAĞRISI Salı, 16 Ekim 2007 Artan terör olayları ve Amerika'nın Sözde Ermeni Soykırımı tasarını kabul etmesi, hukukçuları harekete geçirdi. Yayın hayatına Mayıs'ta başlayan 16 Mayıs Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere bütün hukukçulara vatan savunması çağrısı yaptı. 16 Mayıs Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi'nden yapılan açıklamada Amerikan destekli terör olayları ile Sözde Ermeni Soykırımı iddialarının Türkiye'nin toprak bütünlüğünü hedef aldığı belirtildi. Türkiye'nin emperyalizme karşı savaşarak kurulduğu hatırlatılan açıklamada şöyle denildi: "Başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere tüm Barolarımızı ve hukuk kuruluşlarımızı, bağımsızlığımıza, egemenliğimize ve toprak bütünlüğümüze yönelik bu tehditlere karşı tavır almaya, vatan savunmasında hukukçulara önderlik görevini yerine getirmeye çağırıyoruz." |
||
| başsayfaya dön | ||