Seçime Doğru...
Türkiye bir erken seçime doğru yöneliyor, tarihsel bir hesaplaşmanın kapsamında halk sandıklara gidecek, oyunu kullanacak...
Atatürk 'ün kurduğu bağımsız ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin kaderi 22 Temmuz seçimlerinde oylanacak...
Meclis'te çoğunluğa sahip AKP, seçim tarihini kendi çıkarlarına göre saptadı.
AKP başarı kazanabilecek mi?
*
Ülke siyasal yaşamına AKP bir Amerikan projesi olarak girdi.
Başkan Bush yönetimi Anadolu'da 'Ilımlı İslam Devleti Modeli' ni daha 21'inci yüzyılın başında öngörmüştü.
Proje ilk aşamada başarıyla uygulamaya geçirildi.
2002 seçimlerinden yaklaşık on ay önce Erdoğan için Amerika gezileri düzenlendi; kimi aracılar, yetkililer ve Başkan Bush ile yapılan görüşmeler sonunda AKP iktidarı, Amerika'nın Ortadoğu projesinde Anadolu ayağı olarak Türkiye'nin yazgısına el koydu.
*
Ne var ki ABD'nin Ortadoğu projesinde, Irak ve Türkiye'de aksamalar gündeme girdi. Ülkemizde erken seçim zorunluğu da AKP'nin tökezlemesi nedeniyle ortaya çıktı.
2007'de hem cumhurbaşkanı hem milletvekili seçimi yapılacaktı; AKP lideri Erdoğan'ın Çankaya üzerine tek başına yürütmek istediği plan suya düştü.
Peki, AKP'nin yönetiminde egemen olan Erdoğan- Gül-Arınç üçlüsünün saplandıkları çıkmazın düğümü 22 Temmuz genel seçimiyle çözülebilecek midir?
*
İç ve dış genel manzaraya bakıldığında, 'Ilımlı İslam Modeli' nin Türkiye'de temsilcisi olarak görülen AKP'-nin, ABD Dışişleri Bakanı Rice tarafından desteklenmesi bir olgu, daha başka deyişle bir 'vakıa' dır.
Bunun yanı sıra Irak'taki Kürt liderleri, Kıbrıs Rumları, Ermeni diyasporası 22 Temmuz seçimlerinde AKP'-nin kazanmasını kendileri açısından daha ehven görüyorlar.
Olayın gerekçesi açıktır.
Dış kaynaklara bakılırsa, Türkiye'de ulusalcı (ya da milliyetçi) muhalefet yükselmektedir.
Ülke çıkarlarını savunmak yerine iktidardaki çıkarlarını öngörmeyi yeğleyen ılımlı İslamcılık iktidarını kaybederse, yerini dolduracak güçler bugün Türkiye'yi kuşatmış bulunan yabancı çevreler açısından iyi olmayabilir.
*
Bir nokta daha iç ve dış çıkar çevrelerini düşündürmektedir.
Bugün Türkiye'de iç ve dış çıkar çevreleri için, üretmeden, hiçbir rizikoya girmeden, yatırım yapmadan yüksek kazanç sağlayacakları bir faiz ve borsa düzeni işlemektedir. Ülkenin bütün stratejik kamu kurumları dışa satılmaktadır.
AKP iktidarının ılımlı İslam projesi bir yandan da ekonomide bu düzenin teminatı olarak görülüyor.
*
Türkiye, 22 Temmuz seçimlerine doğru bu koşullar altında yol almaktadır.
Ülkede birdenbire patlayan Cumhuriyet Mitingleri, yalnız laikliği savunmakla yetinmiyor, aynı zamanda AKP iktidarını da protesto ediyor.
Sağda ve solda birleşen muhalefetin işi zor.
Çünkü ülke bir dönüm noktasındadır; muhalefetin karşısında yalnız AKP değil, dinci iktidarın sürmesini kendileri açısından yararlı bulan dış dünya güçleri de vardır.
Cumhuriyet
Aleviler merkez solda mutabık
MİTHAT YURDAKUL Ankara
Erken seçimler öncesi CHP-DSP ittifakına olumlu bakan Alevi kuruluşları, ittifaka katılacak partiler konusunda ise uzlaşamadı. Alevi örgütlerinin büyük çoğunluğu, sağ partilere mesafeli dururken, Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, AKP'ye karşı sağ ve sol partilerin "laik" ittifakını savundu. Alevi örgütleri, Alevi adaylarla "vitrin" oluşturmak isteyen sağ partilere de sert tepki gösterdi.
Aleviler CHP-DSP ittifakına sıcak
Alevi kuruluşlarınca geçen hafta sonu düzenlenen toplantılarda seçim öncesi takınılacak tavır konuşuldu. Genel olarak CHP-DSP ittifakına olumlu yaklaşan Alevi kuruluşları, "ittifak genişlemeli" çağrısında bulundu. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), CHP-DSP ittifakının yanına diğer sol partilerin katılması gerektiğini belirtirken, Doğan, AKP'ye karşı MHP, GP, DSP, DYP, ANAP ve CHP'nin de içinde bulunacağı, "laik" ittifak önerisinde bulundu.
"Aday jesti"ne sert tepki
ABF ve AABK, toplantının ardından yayımladığı bildiride, sağ partilerden aday adayı olan Alevilere sert tepki gösterdi. Bildiride, "Siyasal İslamla, ırkçılıkla aynı kulvarda buluşan Alevi, en temel Alevi değerlerini reddettiği için Alevi olmaktan çıkmıştır. Irkçılığa, gericiliğe, siyasal İslamın dayattığı şeriata karşı çıkmak Aleviler için kırmızı çizgilerdir" denildi. Bildiride, CHP ile DSP arasındaki ittifakın yetersiz olduğu, geniş tabanlı sol birlik yapılması gerektiği bildirildi.
Aleviler arasındaki "sol" kanadı temsil eden PSAKD'nin düzenlediği konferansa katılanlar, AKP ve MHP'den aday olması beklenen Alevileri, "evin içindeki düşman"a benzetirken, geniş tabanlı sol birlik kurulması görüşünde birleşti. Bazı Aleviler ise CHP ve DSP'yi "statükocu" olarak nitelendirip DTP'den yana tavır koydu.
Erbakan gibiler
Cem Vakfı ise, seçim ittifakları konusundaki tavrıyla diğer Alevi örgütlerden ayrıldı. Doğan, AKP'ye karşı cumhuriyet ilkelerini benimseyen ve içinde MHP, GP, DSP, DYP, ANAP ve CHP'nin de bulunacağı bir ittifak oluşturulması gerektiğini söyledi. "Siyasal İslamla, ırkçılıkla aynı kulvarda buluşan Alevi, Alevi olmaktan çıkmıştır" açıklamasına tepki gösteren Doğan, ABF ve AABK yöneticilerini Necmettin Erbakan'a benzetti. Doğan, "Alevi olup olmadığını tayin etme yetkisine nereden sahip olmuşlar? Erbakan, Sünniliği kullanarak siyaset yapmıştır. Bu arkadaşlar da Aleviliği kullanarak siyaset yapıyorlar. Siyaset ayrı, inanç ayrı" dedi. Doğan, partiler arasındaki sağ-sol ayrımının AKP'ye yaradığını söyledi.
"Vitrin" doğal
AKP, DYP, ANAP ve MHP'nin seçimler öncesinde Alevi aday adaylarıyla "vitrin" oluşturma çabasını yadırgamadığını belirten Doğan, "Her parti itibarlı kişileri kendi listesine almak isteyebilir" dedi. Doğan, Alevi adayların "vitrin" olarak kalmaması ve aktif olması gerektiğini ifade etti.
Milliyet Gazetesi
22 -05-07 |