16 Agustos 2006 Amsterdam/Hollanda
İri olalım, Diri olalım, Bir Olalım!
İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır!
Hacı Bektaş Veli Dergahında ayrılık olmaz! Birlik ve Dirlik Vardır. Dergahından barış güvercileri uçar, ocağında halal lokmalar dağıtılır, cemine özünü ve yüzünü ortaya koyan her can katılır.
43. Hacı Bektaş Veli Anma ve Sanat ve Kültür Etkinlikleri programının başladığı bu günlerde, Alevi ve Bektaşi toplumu olarak tüm insanlığa, barış, sevgi ve hoşgörü mesajlarının verileceği bu etkinliklerde, kendi içinde parçalanmış, bir birlik ve dirlik oluşturamamış, birbirine sevgi ve hoşgörü ile yaklaşmayan, Alevi ve Bektaşi öğretisi ve geleneği ve yaşam felsefesi ile bağdaşmayan tutumlar ve davranışlar sergilenmektedir. Üzülerek ibretle seyrettiğimiz bu olaylara bilerek ve bilmeyerek alet olanları kınıyor ve, akıllı haraket etmeye ediyorum.
Alevi – Bektaşi inanç ve yaşam felsefesi, kalıplaştırılarak, yerel ve bölgesel siyasi çıkarların aleti olarak kullanılmamalıdır.
Geleneksel hale gelen bu Şenlik; siyasi menfaatlerin çatıştığı birbirine üstünlük sağlamaya çalıştığı bir kürsü ve meydan olarak kullanılmamalı ve buna müsade edilmemelidir.
Başta Hacı Veli Bektaş Postnişini değerli insan Veliyettin Ulusoy, Alevi Bektaşi Dedeleri, Babaları ve ileri gelenleri ve aydınları bu oyuna tavır almalıdır.
Hacı Bektaş Veli Anma ve Sanat ve Kültür etkinliklerinden, tüm Türkiye ve Dünya ya barış Sevgi ve Hoşgörü güvercinleri salınmasını bekliyor ve umuyorum.
3 Temmuz 2006 Amsterdam
MADIMAK OTELİ, UTANÇ OTELİ OLARAK ANILMAYA DEVAM EDİLMELİ
Madımak OteliSivas'ta bir oteldir. Sivas Madımak Olayı sırasında bu otel yakılmış, daha sonra restore edilerek eski işlevine uygun olarak tekrar kullanıma açılmış olsa da artık herhangi bir otel olmaktan çıkmış, bu günün bir şahidi olarak Türkiye yakın tarihinin bir parçası haline gelmiştir. Ne yazık ki olayın gerçekleştiği bu yer anıt yada müze yapılmamış ve altında kebapcısıyla işletilmeye devam ediyor. Vikipedi, özgür ansiklopedi
TARİH 2 TEMMUZ 1993
Sivas'ta 2 Temmuz 1993'te, Pir Sultan Abdal'ı anma etkinlikleri, cuma namazından çıkan grubun eylemiyle katliama dönüştü. Fanatik grupların kışkırtmaları ile büyüyen topluluk , Aziz Nesin'in Salman Rüşdi'nin "Şeytan Ayetleri" kitabını yayımlamasını bahane ederek Madımak Oteli'ni ateşe verdi. 35 yazar, şair, sanatçı ve öğrenci hayatını kaybetti. Otel personeli ve oteli ateşe verenlerle birlikte ölenlerin sayısı 37'ye çıktı. Olaya karışan ve kışkırtan şahıslardan bir kısmı ceza alıp mahkum olurken , baş sorumluları olarak itham edilen bazı kişiler hala yargı önüne çıkmadan gezmektedirler.
KİN VE NEFRETİN PANZEHİRİ, SEVGİDİR.
“ İnsanlardaki kaynaşma istği ibizdeki en güçlü itkidir. En temelli tutku, insan soyunu, en ilkel topluluğu, aileyi, toplumu bir arada tutan güçtür. Bunu elde edememek, delirmek yada yok olmak- kendi kendini yada başkalarını yok etmek- demektir. Sevgi olmazsa insanlık bir gün bile yaşayamazdı.”
Kalbinde İNSAN SEVGİSi taşımayan, sevgiden, merhamet ve vicdandan mahrum olmuş, yada bırakılmış yıgınların, müslümanlık adına sığınarak gerçekleştirdiği ve bu vahşi ve barbar olaya önayak olanların eylemi lanetlidir. Bu vahşi ve utanç verici, Türkiyenin yüz karası olayın vebali; olay çıkabileceği ihtimalinin çeşitli güvenlik birimlerince bilinmesine rağmen, gerekli güvenlik önlemleri almayan ve adeta seyirci kalan siyasileri, devlet görevlilerini ve bir bütün olatak güvenlik birimlerin üzerindedir.
Aradan 13 yıl geçmiş olmasına ragmen hala vicdsanları sızlatan, toplumsal bir hesaplaşmaya gitmemiş veya vicdan muhasebesi çıkarmamış olması dolaysızla, başta ölenlerin yakınları ve düşünce ve fikir yandaşları olmak üzere geniş bir kesimin acıları hale taze olarak belleklerde durmaktadır. Olaya bi fiil katılanlar ve nede alet olanların, ne mahkemelerde ne de daha sonra, pişmanlık duyduklarına, utandıklarına dair hiç bir açıklama gelmemiştir.
Madımak Otelinin bir Utanç Müzesi olarak açılması ve korunması öneriside yine devlet ve siyasi iktidarlarca geri çevrilmiştir. İşte bu inatcı ve inkarcı, kavgacı gelenek dolaysıyla bizde ve bizim ülkemizde doğru dürüst bir toplumsal uzlaşma ve dialoğ sağlanamıyor. Bu gergin ortamdan beslenen bir sürü siyasi çevre ve çıkar gurupları ortalığı bulandırmakta ve toplumu kutuplaşmalara itmektedir.
Bu ve benzeri sorunlar, sorun olunca, tartışmadan, üzerine düşünülüp görüş bildirmeden alevlendirilip, karşısındakini yargısız infaza mahkum etmektedir.
Bu ülkede canı yanan avazı çıktığı kadar bağırırken, sorun bir başkasının olduğunda, duymak istememektedir.
Bu ülkede toplumsal kutuplaşmadan medet uman ve onun üzerinden tahküm ve kurup siyaset yapanlar fena halde yanılmakta ve tarihe karşı suç işlemektedirler.
Tarihi derinlere dalan toplumsal kutuplaşmanın sonucu olarak, sevgi ve birlik yerine, kin ve intikam duyguları serpilmektedir. Bilerek veya bilmeyerek bu oyuna gelen kimseler; meseleye sagduyu ile yaklaşmalı ve aklın öncülüğü ile haraket etmelidirler.
Yüreklerinde bir nebze Allah sevgisi, dolaysıyla insan sevgisi taşıyan her dindar kişi, bu olay vesilesi ile, takkesini eline alıp bir vicdan muhasebesi yapmalıdır.
Bu ülkenin vatandaşları ve aynı din inacınının mensupları olarak, kalplerindeki intikam duygularından, zihinlerindeki önyargı ve cehaletten arınıp, sevgiyle diyaloğ kurma, acıları paylaşma ve birarada yaşamı güzelleştirmeye çaba harcamalıdırlar. Bu bir istek değil, tarihe karşı, insanlık için, çocuklarımıza karşı bir sorumluluk ve görevdir.
Kendine aydın, ilerici diye tanımlayan insanların payına düşen görev ve sorumluluk ise: karanlığı tarihsel bilginin ve bilmin işiğı ile aydınlatmalarıdır. Yoksa yılda bir defa toplanıp protesto çağrıları çıkarmak ve bir gurup insanı toplamakla, gericiliğe ve karanlığa karşı mücadele sorumluluğu yerine gelmez. Olsa olsa bu birazcık vicdan rahatlatmanın ötesine geçmez.
2 TEMMUZ 1993 Unutulmamalı, unutturulmamalıdır. Kötülüğü ancak iyilikle altedebiliriz.
İnsan ve hak sevgimizin aşkı bağışlayandır.
Katılaşmış yüreklerdeki buzları ancak sevgimizle eritebiliriz.
Alilerin, Velilerin yolu sevgi yoludur.
30 Haziran 2006 Amsterdam
SEVME SANATI
Ruhbilimci, toplumbilimci, düşünür ve yazar Dr. Erich Fromm Türkçeye çevrilen Sevme Sanatı isimli kitabında; Anamalcı topumların yanlızlaştırdığı, itilip horlandığı, ezilip sömürüldüğü insanlar, sevmeyi değil sevilmeyi beklerler. Günümüz dünyasında, bölgesel şavaşların, etnik çatışmaların, sınıfsal ayrışmaların şiddetlendiği, terör ve korkunun etkisi ile iyice ruhları bozulan insanlar, birbirlerine güvensizlik, kin ve öfke kusmaktadır. Diyaloğun yerini ayrışma ve çatışma almakta. Sevginin yerini nefret doldurmakta.
Birbirini yoketmeye dişbileyen ülkeler, toplumlar, gurupların cirit attığı günümüz dünyasını düşünmek bile ürkütücü. 20 bine yakın nükler silahlara sahip olan çeşitli ülkeler, her an fitilleri ateşlenmek üzere hazır durmaktadır. Sayısız, gizli militarist örgütler ev sayısız terör gurupları terör eylemleri ile intikam peşinde sevgi yerine nefret yaymaktalar.
Yine de insanlar en yakınlarından olmak üzere sevilmeye şitdetle ihtiyaç duymaktalar. Kim verecek insanlığa bu sevgiyi? Geçen yüzyılda büyük şavaşlar ve yıkımlar yaşamış dünyamıza tanık olan Alman düşünür Dr. Erich Fromm bu sorulara yanıt aramaktadır.
Doğrusunu isterseniz ben daha kitabın başındayım. Beni sarsan bu kitap, benim içimde duyduğum huzursuzluk ve mutsuzluğuma ışık oldu. Bu cevheri hemen sizle paylaşmak isteği ile kitaptan başlıklar alarak tanıtmak istiyorum. Payel Yayınlarınca basımı yapılan bu kitap dilerim basıma devam ediyordur.
Kitabın birinci ve ikinci bölümünden anekdotlar.
İnsanlar sevmeyi hiçde önemsiz bir şey olarak düşünmezler. Onun açlığını çekerler, mutlu mıutsuz sayısız film görür, sevgi üstüne söylenmiş yüzlerce değersiz şarkı dinler- genede sevgi konusunda öğrenilmesi gereken bir çok şeyin bulunduğunu pek az kişi düşünür.
...
Büyük çoğunluk sevme sorununu, sevmekten kişinin kendi sevme yetisinden çok, sevilme sorunu olarak görür. Bu yüzden onlar için önemli olan nasıl sevilebilecekleri, nasıl sevimli olabilecekleridir. Bu amaca ulaşmak için yüzlerce yola başvururlar.
...
Sevgi konusunda bir yanılgıda; sevginin bir yeti sorunun değil, bir nesne olduğu yanılgısıdır.
...
İnsanlardaki kaynaşma isteğ ibizdeki en güçlü itkidir. En temmelli tutku, insan soyunu, en ilkel topluluğu, aileyi, toplumu bir arada tutan güçtür. Bunu elde edememek, delirmek yada yok olmak- kendi kendini yada başkalarını yok etmek demektir. Sevgi olmazsa insanlık bir gün bile yaşayamazdı.
...
Sevgi bir etkinliktir. Edilgen bir olay değildir; bir şeyin içinde olmaktır, bir şeye kapılmak değildir. Sevginin etkin özelliği en genel biçimde söyle tanımlanabilinir: Sevgi vermektir, almak değildir.
...
Vermek güçle dolu olmanın en iyi anlatımıdır. Verme eylemi sırasında gücümü, zenginliğimi, üstünlüğümü duyarım. Bu yüceltilmiş canlılık ve dolgunluk yaşantısı beni coşkuyla doldurur. Kendimi taşıyor, yaşıyor, harcıyor, yaşıyor, bu yüzdenden coşku içinde duyarım. Vermekk almaktan daha coşku vericidir., bir yoksullaşma olmasından değil, verme eylemi ile canlılığın ortaya dökülmesindendir bu.
...
Madde evreninde vermek, zengin olmak demektir. Çok şeyi olan değil, çok şey veren zengindir. Bir şey yitirmekten korkan istici, ruhbilim diliyle söylersek yoksuldur; ne çok şeyi olursa olsun o kişi yoksul bir kişidir. Kendinden bir şeyler veren kişi zengindir; çünkü başkalarına kendinden bir şeyler bağışlar gibidir. Yoksulların zenginlerden daha verici olduklarını herkes bilir. Genede belli bir sınırı aşan yoksulluk vermeye engeldir.
19 haziran 2006
ALLAH KORKUSU DUYMAK
Basağın dağı taşı altın olsa ne yazar demeyin! Köyü dışarıya bağlayan ana yol üzerinde, uygun gördüğünüz bir boş araziye veya tarlaya bir evmi yapmak iştiyorsunuz, kendinize ait yeriniz yok mu, hısım akrabalardan mı almak istiyorsunuz, dogrusu işiniz zor. Yarım dönüm çıkmaz bir bayıra ev yapamaya karar kıldı iseniz en az 30-40 bin YTL yi gözden çıkarmalısınız.
Bilindiği gibi atlmışlı, yetmişli ve seksenli yıllar köyden şehire ve yurtdışına yogun göçlerin yaşandığı yıllar idi. Köyler neredeyse boş kalmışlardı. Arazi azlığı, verimsiz ve alışıla gelmiş tekdüze tarımsal uğraşı kimsenin karnını duyurmaya yetmiyor idi. Bizim Basak da mecburen dışarıya yogun göç verdi. Özellikle, Almanya ve Fransa ya bir işçi göçü oldu. Eli kalem tutan, becerikli ve sihatli olanlar gurbetin yolunu tuttu. Gurbette olanların çoğu, yemeyip, biriktirdi, ana babbaya, kardeşlere, hısım ve akrabalara yardım etti. Karınlar doymaya yüzler gülmeye başladı. Sonra sıra eşlerini ve çocukları götürmeye geldi. Artık gönderilecek döviz kalmadı. Köydekiler homurdamaya başladı. “Hani gardaş idik, ayrımız gayrımız yok idi!” vb. gibi hayıflanmalar, sızlanmalar baş gösterdi. Dışardakilerin cevabı “Yeter Artık!” oldu. “İnsaf, merhamet, birazda siz çaba gösterin, elinizi taşın altına birazda siz sokun” dedikleri oldu. Geride kalanlar içgüdüsel ilginç tepkileri, köyde tarla, yer, ürün fiatlarına yansıdı. Hekimhan, Malatya hatta Avrupa başentleri ile yarışırcasına arsa fiatları füze hızı ile yol almaya başladı. Malatya da taze peynirin parakende satış fiatı ne ise köydeki ondan geri kalmadı. “ Paramız yabancıya gitmesin, yardım olsun” amacı aldığınız mal bile kahıç vesilesi oldu.
Köyde bu gidişata, görgüsüzlüğe, ud-edep tanımaz ahlaksızlığa dur diyecek ne bir sözü dinlenir merci ne de idare çıktı. Kimileri daha pervasız davranarak, yıllarca atadan, dededen beri ortak kullanılan kaynak suyuna bile salt kendi arazisi içinden çıkıyor diye, kardeşine bile kullandırmamaya başladı. Komşununun kapsının önünü kemek, yolunu kapatmak, penceresini kapatmak neredeyse olağan olaylar oldu. Kör tuttuğunu.....misali bir yaşam tarzı türedi. Yaptığım doğrumu, bir başkasına zarar verirmi, kurdun kuşun ahını alırmıyım demeden, insafsızca tarlalara ot zehiri atılarak, rast gele meyva agaçları gelişi güzel zehirli ilaçlarla agulanarak, bırakalım insan sağlığını tehlikeye sokmayı, tüm canlı varlıklara ve organizmanın hayatına kastediliyor.
Köyde kanser vakalarının artması buna işarettir. Kazanılan paralar hastane masraflarına ve ilaç paralarına yetmez oldu. Kimileri daha yakın zqamanda devlet yardımı ile yapılan, köyün ortak olanaklarını kendi çıkarına kullanma cüretine bile vardırdı. Köyde bir çeşit yeni eşkiyalar türedi. Onların hükmü geçer oldu. Ne büyüklerimizin ne de devletin hükmü ve adaleti söktü.
Köyde diğer şeylerin yanı sıra agız tadını bozan bu durum, şehirdeki ve yurtdışındakilerin köye sevgi ve ilgisini azalttı. Zaman geçti. İlk gidenler yaşlandı, kimisinin tabutları geldi. Şehirde emekli olanlar tekrar anaocağına dönmeye karar kıldıgında, geride kalanlar tekrar homurdanmaya başladılar. Dışardakiler ( gurbetci kardeşler) birden yabancı oluverdi. Onların köyde söz hakları sahibi olmadıkları ve kendilerine uymaları telkin edilmeye başlandı.
Ancak artık yeni bir dönem ve yeni bir kuşak köye ve sorunlarına elatmaya başladı. Çünkü artık herkesin dışarıda bir oglu-kızı bir bağlantısı var. Köydekiler, dışardakiler ayrımı kolay kolay yutulur lokma değil.
Bu köye yeniden ud-edeb, sevgi, saygı, merhamet hak-hukuk ve adalet girmelidir. Artık kimse kimseyi eskisi gibi ezmemelidir. Hoşgörü, huzur ve agız tadı hükmetmelidir.
Köyümüz yenilenen ve çogaltılan altyapı olanakları ve sorunlarına elatılması ve de ilgilenilmesi sonucu olarak, dirlik ve düzen hükmetmelidir.
Hiç kimsenin pervasızca ve insafsızca, köyümüzü ve köylülerimizi zora sokan ana ve baba ocagında başını sokacağı ve dinleneceği bir evi çok görmesine he hakkı ne de yetkisi vardır.
Başta köy idaresini, Hekimhan kaymakamı ve ilgili idari makamlarını göreve çagırıyorum.
Köyümüzde huzur bozan bu vb. sorunlara elatmalı, ve herkesin uyacağı kararlar almalıdır.
Bir örnekle somutlayarak yazımı bağlamak istiyorum.
Köy idaresi köyde arazi durumuna göre ortalama bir arsa fiyatı belirlemeli. Köyün ortak malı olan su kaynakları adil olarak kullanımı sağlanması yönünde kararlar almalı ve kararların uygulanması için çiddi bir denetim ve yaptırım uygulamasına gitmelidir.
AÇIKLIK BİRLEŞTİRİCİDİR
Bu yazı Basak Cafe sitesinde,. "Daha ne bekliyoruz " başlıklı yazı ve bu yaziya gelen cevapların bir derlemesidir.
12- 06 -06
Basak Yaz Şenliğinin sayılı günleri kaldı.
Kim şenliği organİze edecek? Muhattaplarımız kim? Şenlik Komitesi niye toplanıp kararlar alamıyor? Bu ve benzeri gibi SORULAR CEVAPSIZ KALIYOR.
Bizde kalıtsallaşmış olan alışkanlık ve davranış tarzlarIndan biride; her şeyi son ana sıkıştırmaktır.
Teoride herkesin hem fikir olmasına karşın, fakat uygulamaya ve alışkanlıkları değiştirmeye gelince, ortalıkta kimse görünmüyor. Birileri tekrar harakete geçince de, ortalık birden toz dumana katılıp işler oldu bittiye getiriliyor. Gönüller kırılıyor, emekler çar-cur ediliyor, vefasızlık örnekleri sergileniyor. Kısacası güçler heba ediliyor.
3 yıldır ardına bin bir zahmetle ve gerçekleştirdiğimiz şenliklerin kazanımlarını yeterince değerlendiremiyor ve bir ilerisi için yaşananlardan ve değerlendirmelerden çıkan sonuçlardan haraketle yeterince plan program temelinde hazırlanılamıyoruz.
…..
Benim somut öneri şu; dernek organize sorumlulugunu üzerine alsın, muhtarlık ve diger derneklerde desteklesin. Şenlik için bir komite kurulsun, komitenin içinde muhtarda olsun, diğer derneklerden temilciler ve faydalı olabilecek arkadaşlarla geniş bir komite kurulup harakete geçilsin. Derneğin denetimi ve sorumluluğunda haraket edilsin. Çok başlılık olmasın. Bu belirsizliğe ve karğaşaya bir son verilsin.
Gün, Birlik ve Dayanışma ve kazanımlarımızın kutlanması ve tadını çıkarma günü. Hiç kimse tek başına bu ortak kazanımın üstüne oturamaz, ve oturtulmamalıdır.
27 Mayıs 2006
Malatya Basak Der’in kuruluşu herkese hayırlı ve ugurlu olsun!
Köyümüzde son yıllarda ileriye dönük olumlu gelişmelere tanık olmaktayız.
Biraz uzasa da köy yolunun stabilize ve asfaltlama çalışması son aşamaya geldi.
Son olarak muhtarıun açıklamalarından, köyün yolunun asfaltlanacağını, ve ihalesinin yapıldıgını duymuş olduk. Son iki yıllık zaman içerisinde köyün yolları, onarıldı ve yeni yollar açıldı. Her ne kadar mevcut iktidarın öncelikli çalışmalarından biri olan “Yolsuz köy kalmayacak” projesinin alanına girsede (ki bizim köyün yolu yetmişli yıllarda açılmıştı) bu çalışmalar bile kendi başına ileriye dönük ekonomik ve sosyal kalkınmanın zemin adımlarıdır.
Bu olumlu gelişmelere önayak olan ve süreci hızlandıran arkadaşlarımızı bu vesil ile kutlamak istiyorum. Kendilerine köyün gelişip kalkınmasını amaç edinen bu arkadaşlar, Köy Şenliği, Dernekleşme vb. oluşumları amaca varmak için birer araç olarak görmekteler.
Bu yıl dördüncüsü kutlanacak olan Köy Şenliği ve geçtiğimiz hafta kuruluş çalışmalarını tamamlayıp dernek lokalinin açılışını yapan Malatya Basak Der ve diğer irili ufaklı çalışmalar, amacı gerçekleştirmenin araçları olarak hayata geçtiler.
Altyapıların ve çeşitli oluşumların gerçekleşmesi bizleri rehavete götürmemelidir. Yeni işler kotarmanın ve ekonomik ve sosyal yaşantımızı ilerletmenin, agız tadımızı daha da tatlandırıp huzuru ve refahı saglamanın yolu; kazanımları itina ile korumak, ve çalıştırmak, birlik ve dayanışmayı güçlendirmek, hesaplı ve planlı çalışmalar ve projeler üretip hayata geçirmekle mümkündür.
Ama ç ile aracı birbirine karıştırmamaya dikkat ederek yol almak hayırlı bir tutum olacaktır.
Deyim yerinde ise; sapla ile samanı birbirine karıştırmamaya özen gösterilmelidir. İmkanlar ve güçlerin çarcur edilmesine fırsat verilmemelidir. Gururlanarak dile getirdiğimiz Basaklı örnek davranışları ( solcu-halkcı ve çalışkan sosyal kişilik) tüm çalışmalarımıza damgasını vurmalıdır. Yardımlaşma ve dayanışmalardan gelen maddi ve manevi katkılar her kuruşuna kadar ve ince ayrıntılarına kadar hesaplı ve dikkatlice degerlendirilip güven ve itimat saglanmalı ve korunmalıdır. Şenlik gelir ve giderlerinde gösterilen hassasiyet ve aleni tutum dernek ve diğer oluşumlar da da örnek bir tutum olarak alınıp değerlendirilmelidir.
26 mayıs 2006
Barış Kültürü oluşturmak!
Dünyamızın savaşlar ve çatışmalarla kaynadığı günümüzde, barışa ve barışı ülkemize ve dünyamıza egemen kılacak bir kültür oluşturmaya çaba harcamak vazgeçilmez insanlık görevimizden biridir.
Birinci ve ikinci İzmir Ulusal Kültür Kongresinin sonuç bildirgesinden aıntılarla konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.
"Toplumda, varolan yaratıcı gücün politikaya ve kültüre yansımasını engelleyen etkenler egemendir. İnsanlar yeni yeni araçlar bulmak, ekonomik düzenler için iş gücünü arttırmak ya da tüketici pazarları oluşturmak, sonu gelmez dertlere katlanıp öteki dünyaya hazırlanmak için yaratılmamışlardır.
Topluluklar, korkudan kurtulup güven duymak istiyorlar; kimseye karşı küçüklük duymadan kendi kültürlerini geliştirmek istiyorlar; umutla bir inancın peşine düşmek, coşkulu tasarımlara bağlanmak istiyorlar.
Özgürlük ve demokrasi katılımla gerçekleşebilir ancak.
20.yüzyıl gerçekleştirdiği yeni buluşlarla, geliştirdiği iletişim araçlarıyla yeryüzünde bulunabilecek her türlü bilginin bir anda önümüze gelmesini sağlayabilmiş, dünyanın öteki ucunda yaşanan bir olayı aynı anda karşımızdaki ekrana yansıtabilmiş, birbirinden çok uzaklarda yaşayan insanları umulmadık ölçüde birbirine yaklaştırmıştır. Ne var ki, bu yüzyıl, insanlık tarihinin en kavgalı, en çatışmalı, en kanlı dönemi de olmuştur. İnsanlara birer tüketici gibi bakılmaya başlanmış, "gelişmişlik" terimi, kültürü, uygarlığı kapsamayan, yalnızca ekonomide büyüme anlamında kullanıla gelmiştir.
Bugün, mirasçı olunan kültürün paylaşılması, geliştirilmesi ve geniş kitlelere gerektiği ölçüde ulaştırılması başarılamamıştır. Yapılması gereken, kültürü, bazen denendiği gibi bir çatışma odağına dönüşmekten çıkarıp, onun birleştirici, geliştirici gücünden yararlanmaktır.
Doğuyla Batının kavşağında çağdaş uygarlığın temelini oluşturan sayısız kültürün birikimiyle yüklü topraklar üstündeki Türkiye, geçmişte, bir kültür mozaiği içinde hoşgörüyle birlikte yaşamanın unutulmaz örneklerini vermiştir.
Batılıların büyük bir bölümü İslam dünyasını yalnızca karanlık, kapalı, hoşgörüsüz yanlarıyla tanımaktadır. Bu bağlamda İslam'daki akılcı, özgürlükçü ve hümanist yorumların ve hoşgörü anlayışının destek görmesi ve daha iyi anlatılması gerekir.
Barış Kültürü, barıştan değişik bir kavramdır. Barış Kültürü; eşitlik, adalet, demokrasi, insan hakları, hoşgörü ve dayanışma ilkelerine dayanan ve birlikte yaşamayı, paylaşmayı destekleyen bir kültürdür. Barış Kültürü şiddete karşıdır, anlaşmazlıkların kökenlerine inerek önlem almaya çalışır. Diyalog ve karşılıklı görüşmelerle sorunları çözmeye yönelir. Herkesin bütün haklardan yararlanmasına ve toplumun gelişme sürecine katılmasını güven altına almayı amaçlar. Bu amaçlara kültür, sanat ve eğitim yolları ile ulaşır. Barış Kültürü'nün oluşturulmasından tüm sivil toplum örgütlerinin yanısıra, Eğitim, Kültür ve İçişleri Bakanlıkları sorumludur. Ne var ki, bu yalnızca devlet politikası sorunu da değildir.
UNESCO'nun 1947'de Mexico'da, 1986'da Peru'da, aynı yıl Sevilla'da düzenlediği toplantılarda, psikoloji, genetik, antropoloji, sosyal antropoloji ve beyin araştırmaları uzmanları, modern biyolojinin insanları savaşa mahkum etmediğini ve savaşı yaşayan insanın barışı da yaratabileceğini belirtmişlerdir."
11 Nisan 2005
Hayat ta olmaz, diye bir şey yoktur! Malatya Basak Der yen i yönetimini kutlar, başta Malatya’da yaşayan köylülerimize ve herkese hayırlı ve ugurlu olmasını diliyorum. “Bu iş olmaz! Basaklılar biraraya gelemez! Birlik olamazlar! Başaramazlar!” anlayışlarını yenmeyi başaran, olmaz denileni başardıkları için, özellikle de üç arkadaşımızı; Hüseyin Arayıcı-Derviş Doğan ve Funda Yıldırım’ı ayrıca kutlamak istiyorum. Bu arkadaşlara omuz veren tüm arkadaşları, yönetime seçilenleri de kutluyor ve azim ve de başarılar diliyorum. Darısı diger illerdeki ve yurtdışındaki biz Basaklılara. Beklentimiz odur ki; bu girişim İstanbul ve Ankara derneklerinin çalışmalarına yeni bir azim ve heyacan katar. BİRLİK, DOSTLUK, DAYANIŞMA-YARDIMLAŞMA ve İLERLEME
Bahara-Yenigüne Merhaba 21 Mart Orta Asya bozkırlarından Ural Dagları eteklerine, Kafkaslar'dan tüm Karadeniz kıyılarından Adriatik Deniz'ine kadar yayilan bir cografyada Bahar bayramı olarak kutlanır ve karşılanır. Türkiyede Nevroz bayramı kutlamaları yakın bir dönemde yasallaştırılarak kutlanmaya başladı. Ayrılıkcı Kürt siyasi guruplarının siyasi bir amaçla kullandığı ve ülke gündemine dayattığı Newroz eylemlerinin aksine Nevroz geleneksel bir bahar bayramı olarak genis bir coğrafyada kabul görmüş bir gündür. Şiiler-Alevilerde bu günü Hz. Alinin dogum günü olarak anar ve kutlarlar. 21 Mart ayrıca, Birleşmiş Milletlerin yasallaştırdığı Uluslaraarası Irkcılıkla Mücadele Günüdür. 21 mart geniş bir corafyada Bahar bayramı olarak kutlanacaktır. Tüm etnik, ırkcı, dinsel tabulardan kurtularak ve siyasi amaçlardan bagımsız olarak, bu günü barış, adalet ve kardeşlik günü olarak kutlamak, bölge ve dünya barışı için bir fırsattır. Nevroz Bayramına farklı yaklaşımlar:
- 1.
-
- Türk Dünyasının Ortak Bayramı
-
-
-
-
-
-
Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı "ana" olarak vasıflandıran Türk'ün düşünce sisteminde "baharın gelişi" elbette önemli bir yere sahip olacaktı. Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır.Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara tesir eden bir olayından doğduğuna inanılır. Genellikle Nevruz, yani Farsça "Yeni Gün" adını taşıyan bahar bayramı, insan ruhunun tabiattaki uyanışıyla birlikte kutladığı bir bayramdır. Böyle bir bayramın, yani mevsimlerin değişikliğinden doğan özel günlerin, başka başka adlar altında birçok milletin sosyal hayatında yer aldığı da bilinmektedir. Mesela, Hıristiyan âleminin dinî muhteva ile şekillendirerek ve Noel Baba sembolü ile karlar ülkesinden geyiklerin çektiği kızaklarla neşe ve ümitleri taşıdığı "Noel Bayramı" bunun farklı bir örneğini teşkil eder. Bu kutlamalarda yine bahara duyulan özlem "çam ağacı" motifi etrafında şekillendiriliyor. Aynı zamanda bir takvim değişikliğini de ifade eden bu kutlamalara baktığımızda Türk' ün kutladığı "bahar bayramı"nın da bir takvim değişikliğini yansıttığı görülüyor. Kaynak: öztürkler.com 2. NEVRUZ/NEWROZ,BAHARI VE HAYATI MÜJDELER
Bir çok demokratik kitle örgütü ortak bir açıklama yaparak ''baharın ve hayatın simgesi olan Nevruz / Newroz kutlamalarının, barışa ve bu tırmanışın son bulmasına vesile olmasını diliyoruz, kutlamalara katılan tüm yurttaşlarımızı ve güvenlik güçlerini soğukkanlı ve sağduyulu davranmaya çağırıyoruz'' dediler... Bizler barış ve demokrasiyi savunan örgütlerin ve girişimlerin temsilcileri olarak;son haftalarda yurttaşlarımızın ölümleriyle sonuçlanan şiddet olaylarından derin endişe duyuyoruz. Kaynak: Alevi.com 3. NEWROZ Bütün halkların tarihinde, çoşkuyla kutlanan ve büyük bir anlamı ve önemi olan günler vardır. Bu tür günlerde insanlar en güzel elbiselerini giyer, küskünler barışır ve yaşamın daha da güzelleşmesi için dileklerde bulunulur. Insanlığın beşiği olan Ortadoğu bölgeside zengin yer üstü ve yer altı kaynaklarının çokluğundan dolayı sürekli egemen güçlerin istila ve fetih hareketlerine maruz kalmıştır. Ama her ne kadar egemen güçler kendi sistemlerini bu alanda oturtmaya çalışmışsada bölge halk-larının büyük isyan ve başkaldırılarına da sebep olmuştur.Işte bu başkaldırmalardan bir taneside, bin yıllardır orada bulunan halklar arasında bugüne kadar ‚Kurtuluş Günü’ olarak kut-lanan Newroz Bayramıdır. Newroz bayramının anlatımda bir çok versiyonu olmasından kay-naklı kimse net olarak geçmişi hakkinda bilgi sahibi olmadığından ve her halkın tarihinde farklı şekilde anlatımları olduğundan bu konuda net birşey söylenememektedir. Ama şu bir gerçek ki, Newroz Ortadoğu halkları için ‚Kurtuluş Günü’dür. Kaynak: Newroz
Köyümüzün bahtı açılıyor. Gerisini halletmek bize düşüyor
11 Mart 2006 Muhtar Hüseyin Akkaya imzası ile bana ulaşan haberder öğrendiğime göre; ilçemiz Hekimhan kaymakamı bayan Tülay Baydar ve beraberindeki İdare Heyeti ( daire müdürleri ) 08.03.2006 tarihinde topluca köyümümüzü ziyaret ederek, uzun süredir köyün ve köylümüzün gündeminde olan sorunların çözümü için; daha önce köye verilen sözlerin yerine getirilmesi ve yarım kalan işlerin bitirilmesi için 2006 yılı devlet bütcesinden yüklü bir miktarda ( 750.000 YTL – 750 milyar TL) ödenek ayırtığı müjdesini vermiştir. Ayrıca; 50.000 YTL (50 Milyar) de köyün tarıma müsait arazilerine su çıkartmak için, supompalama motorlarının alımı için ödenek ayırmıştır. Bunun yanısıra, içme suyu sorunumuzun kesin çözümü için en kısa zamanda doğal su kaynaklarından yenileri katılarak kesin çözümler bulacağını sözünü vermiştir. Daha önce kaymakamlık yaptığı ilçede adından Çalıkuşu olarak sözedilen kaymakamımız Turgay İpek imzalı haber, Vatan isimli ulusal gazetede 24 Eylül 2005 tarihınde yayınlanıyor. Bu haberden uzunca alıntılarla, Kaymakamımızı yakından tanıyalım. "26 yaşındaki Tülay Baydar Erzurum'un Köprüköy ilçesi Kaymakamı. Tam bir çalıkuşu. Herkesin yardımına koşuyor. Köyleri, tarlaları dolaşıp okula gönderilmeyen kız çocukları topluyor…. Tülay Baydar ise bilerek çok istiyerek seçmiş Doğu'da kaymakam olmayı... Çünkü bu topraklara yabancı değil. Ağrılı. Öğretmen emeklisi bir anne ve babanın 4 çocuğundan biri. ilkokula beşbucuk yaşında başlamış, 20 yaşındayken Gazi Üniversitesi Iktidadi ve idari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nü bitirmiş. Siyaset Bilimi üzerine master yapmış. İlk görev yeri İsparta'nın Yenişarbademli ilçesi. İki yıl önce de Köprüköy'e atanmış. Köprüköy'de yediden yetmişe herkes ona hayran. Kimi 'Hızır Kaymakam' kimi 'Kaymakam abla' diye çağırıyor... Her derde derman bulmaya çalışıyor. Hele kız çocuklarının okuması için ne mümkünse yapıyor. Köy köy dolaşıp okula gönderilmeyen kızları buluyor ve aileleriyle görüşüp okullu yapıyor.
'Beyaz yalanlar söyledim'
İki yılda okula gönderilmeyen 800'ü kız toplam 910 çocuğun okul sıralarıyla buluşmasını sağlamış. "Nasıl başardınız" diye soruyoruz. "Beyaz yalanlar söyleyerek" diyor ve anlatmaya başlıyor: " Kız çocukların okuması ülkemiz için çok önemli. Benim de önceliğim bu. Kendimi örnek gösterdim. Bazılarına da beyaz yalanlar söyledim. 'Yeşil kart almak istiyorsanız eşinizin ve kendinizin okur-yazar olması, çocuklarınızın okula gitmesi şart' dedim." Tülay kaymakam "En büyük idealim insanların hayatında kalıcı değişiklikler yapmak" diyor. Klasik soru: "Kadın kaymakam olmak zor mu?" Gülümsüyor: "Hayır. Köyde insanlar sanıldığı gibi cinsiyetinizle ilgilenmiyor. Hizmet bekliyorlar, kimden gelirse gelsin. Sorunlarını çözdükten sonra sizi devlet olarak görüyorlar." Bir evelki genç kaymakam da köyümüz ve Hekimhan için takdire değer şeyler yaptı. Halktan kopuk burokratik devlet görevlisinin tersine geriye sevilen ve sayılan bir insan anısı bıraktı. Yeni kaymakam da halka yakın ve sorunlarına duyarlı bir devlet görevlisi olarak yanımızda duruyor. Gerek köyümüz ve gerekse de Hekimhan ve köyleri için bir nimet olan bu insandan olabildiğince faydalanmak, karşılığı olarakda, köyümüze aktarılan her kuruşu heba etmeden ve amacına en uygun ve verimli bir şekilde kullamak bizim boynumuzun borcu olmalıdır. Ferdi çıkarları öne almadan birlik ve beraberlik içinde haraket etmek herkesin yararınadır. Köyümüz ve sorunlarının üstesinden gelmek, ilk başta bizim görevimiz ve sorumluluğumuzdadır. Devlet desteği ve aktardığı kaynaklar, sorunların çözümünü sürecini kolaylaştıran ve hızlandıran bir muhtevası vardır. Köy yolun asfaltlandıktan sonra korunması, su motorları için ayrılan paranın adaletli ve verimli bir şekilde kullanımı ve korunması ise bizim esas üzerinde düşünmemiz ve durmamız gerekmektedir. Keza, içme suyu sorunumuz ve çözümüde bu perspektifle ele alınmalıdır. Basak Cafedeki bu konu üzerine yürütülen tartışma ve getirilen görüş ve çözüm önerileri, köy idaresince ve köylülerimizce ciddiye alınmalı ve irdelenmelidir. Köy dışında önemli mevkilere gelmiş ve görevler üstlenmiş olan köylülerimiz, yapılan çalışmaları küçümsemeden degerlendirmeli, olanaklarını ve bilgi ve deneyimlerini seferber ederek destek olmalıdır. Köyde ve Malatya da kurulan Köy Kurulları, Malatya da Dernek kurma gişimleri, köyde ve köydışında köylülerimiz arasındaki ciddi haraketlenmelerin olduğunun göstergeleridir. Köye gelen İlçe İdare heyeti bu haraketliliğin etkisi dışında ele alınmamalıdır. Örgütlü haraketlilik, adil paylaşım ve sağlıklı ilerlemenin, köyde sevgi ve saygı ortamının oluşturulmasının sigortası durumundadır. Örgütlü yapıları oluşturmak ve işlevli hale getirmek için daha çok çabaya ve zamana ihtiyacımız var.
Kültür Parkı-Merkezi
Bu Köye Yakışır!
18 Şubat 2006 Basak Cafe de açılan Köyde bir Kültür Parkı -Merkezi kurulsun mu? anket sonuçlarına verilen cevaplar ve gelen öneri ve de görüşlerden çıkan sonuç; Köye bir Kültür Parkı-Merkezinin Kurulması yönünde.
Ne yazık ki, köyün ve köylümüzün, artık zorunlu bir ihtiyaç duyduğu ve bu ihtiyacı karşılayacak dogru dürüst bir mekan -alanı yoktur. Adını ne koyarsak koyalım, çaybahcesi, eğlence ve gösteri alanı, yaz-kış sosyal buluşma yeri, eğitim ve bilgilendirme mekanı, gençlerin yeteneklerini ve becerilerini geliştirecekleri araçlar ve çalışmaların yapılacağı ortamlara cevap verebilecek mekanın oluşturulması güç bir iş değil.
Düğünlerimizi-şenliklerimizi yapabileceğimiz, ölülerimizi kaldırıp, onların ruhuna aşımızı da yiyebileceğimiz, bir mekan bu köye yakışır. Bu mekan için gerekli, imkana sahibiz. Yer olarak yeni idareninde kabul ettiği gibi eski okul ve bahcesi. Yer kafi gelmez ise, komşuların rızası ile genişletilebilinir. Şu an hali hazırda olan Cemevi diye tamir edilen bina, hemen kültür binası olarak hizmete sokulabilir. Zaten kültürel gelenegimizde Cemevi olarak işlev gören bir evimiz var. Büyük katılımlı Cemler işin kuracağımız Kültür Merkezi Salonu bu sorunu da çözer.
Böyle bir girişime çevre köylerden de destek ve ilgi olacağımdan kuşkum yoktur.
Bu konsept projelendirilerek gerekli girişimlere başlanmalıdır. Kurulacak bir komisyon bu projeyi yürütmelidir. Ancak, projenin başarısı ve devamının garantisi için; gerekli ve zorunlu bir kuruma ihtiyaç var. Bu kurumda tüzel kişiliği olan ya bir dernek, vakıf veya koparatif olmalıdır. Not: Poje taslak önerisi ve proje görsel tasarımını hazırlamaktayım.
Hollanda’ya işçi ve aile göçünün kısa hikayesi.
26 Ocak 2006 Bilindiği üzere,1960 yılların başında Almanya, Fransa, Hollanda, Belcika ve diğer bir çok Avrupa ülkesine vasıflı ve vasıfsız işçi göçü başladı. Bizim köyden de, 60’lı yılların sonu ve 70’li yılların başından itibaren, özel davet üzerine köylülerimiz işçi olarak Avrupa’ya yerleştiler. Evbirten ( baba evinden çocuklarının ayrılması ) yeni ayrılan babam, İbrahim Yıldırım da işçi olarak Almanya’ya gitmek için gerekli yasal başvuruları yaptı. Ancak geçmişte yaşadığı bir hastalığı nedeni ile bu müracatı geri çevrildi. 1972 yılında daha önce Almanya’ya işçi olarak yerleşen teyzem Sarı Zeynebin özel daveti üzerine ( Zeynep Tatlı ) Almanya’ya turist olarak gitti. Gitmeden önce bizlerden üçümüzü ( Veli, Hüseyin, Ahmet) Malatya Pötürge ilçesinde, özellikle köy okulları olamyan bölgelerde açılan, Temel Eğitim Yatılı Bölge Okuluna kayıt ettirerek, geride hasta bir kadın ve beş çocuk bırakarak, uzun bir süre bizden ayrıldı. Babamın Yurtdışı yolculuğunun serüveninin nedeni Annem Senem Aslan ( Çakmakcı İsmailin kızı ) kız kardeşim Selverin doğumun sonrasında hastalanarak hastanaye düştü. Bir çok kez ameliyat oldu. Hastalık ve hastane masrafları ekonomik olarak aileyi çok zor duruma düşürmüştü. Babamın da niyeti, bir çoklarının denediği yol olan, para kazanmak için orada kalıp kaçak işçi olarak çalışmaktı. Almanya da iki yıl kaçak işçi olarak çalıştıktan sonra, inşaatlarda çalışacak yasal misafir işçi ihtiyacı üzerine , Libya’ya geçiyor. Bir yıl da orada çalıştıktan sonra, daha önce Almanyadaki kaçak işçilik yıllarındaki şartların çok altında çalışmasını kendine yediremeyerek, tekrar Almanya ya geçiyor ve ardından da Hollanda ya kaçak işçi olarak hayata devam ediyor. Bu zorlu ve iniş çıkışlı serüvenün ardından nihayet 1974 yılında Hollanda’da kaçak işçilere tanınan yasal oturum ve çalışma hakkı alınca bu zorlu serüven nihayet annemin duasını kabul ettiriyor ve artık yasal işçi olarak bir restaurantta çalışmaya devam ediyor. Yerleştiği Amsterdam şehrinde, esas mesleği olan inşaat işçiliğine başlıyor. Bir süre sonra inşaatta geçirdiği agır bir iş kazası sonrası, yeni bir işe giriyor. Amsterdam da Amstel Bira fabrikasında bira mayalanma kazanlarının bulunduğu mahzende çalışmaya devam ediyor. Maulen emekli olana kadar bu fabrikada çalışan Babam, çifte vatandaş olup yaşamının büyük kısmını Türkiye de geçirmektedir. Aile birleşimi ve süreci ve Hollanda da ki Basaklıların durumu: Annem, rahmetli Senem Aslan, 1978 yılında Hollanda ya gelerek yerleşti. Onu takiben, amcam Seyit Yıldırım istegi üzerine, babam kendisini Hollanda ya davet etti. Burada rahat edemeyen amcam tercihini, Almanya Sututgartta oturan kayın babasının oldugu yere yaptı. Almanya da siyasi sığınma isteminde bulunup kabul ettirerek yaşamını burada sürdürmektedir. Aile birlesimi hakkından yararlanarak bu serüvene 1980 yılının Eylül ayında ben katıldım. Liseyi bitirdikten sonra, üniversite sınavlarında, istediğim bölüme, yüksek puan tercihinden dolayı, her hangi bir yüksek okula veya üniversiteye kayıt yaptıramayınca; tercihi Holland’ya gitmek yönünde kullandım. Beni, bir yıl sonra diğer kardeşlerim takip etti. Ailece 1983 yılında Sivaslı bir hemşerimizle birlikte 1979 yılnda açılan bir Türk lokantasını devren satın alıp, kendimize yeni bir gelir kapısı aralamış olduk. Bir yıl sonra hemşerimiz ayrılarak Lokanta tamamen bizim yönetimimize geçti. Sıkıntılı olan ekonomik durum böylece rahatlamış ve biriken borçlar ödenmiş oldu. Bu arada bizlerde okullara devam ettik. Annem Senem zamanla restaurantın değişmez elamanı ve sahibi olmuştu. Babamın erken emekli durumundan dolayı annem hem restaurantı hemde aileyi yönetir olmuştu. Ve giderek işletme ile özdeş olmuştu. Amsterdam da restaurant işleten göçmen çagdaş-müslüman ilk Türk kadını girişimcisi olarak iz bırakmıştır. Sevecenliği hoşgörüsü ve merhameti ve idaredeliği ile gerek aileyi ve gereksede çevrede bir sürü insanın morel sığınagı durumunda idi. Deyim yerinde ise anasızların anası idi. Bu nedenle sevilen ve sayılan bir kişilik idi. !984 yılında Kemalın kızı Fındık Aslanla evlenen kardeşim Cafer doksanlı yılların başında kendi restaurantını açarak yeni bir gelir kapısı açtı. Şuan kız kardeşiin eşi olan Soner Karayel o işletmede uzun yıllar garson olarak hizmet verdi. Kardeşim Hüseyin 1988 ve ben 1989 yılında Sosyal akademiyi bitirerek mezun olduk. Veli kendini sanata verdi. Fotograf ve resimle ugraşıyor. Kardeşim Selver de nihayet O da Sosyal Toplumsal İşler Akademisinden mezun oldu.
Gıyıgın Alisinin kızı Zeynep ile evlenen kardeşim Hüseyin evlendikten sonra avukat olan eşi ile İstanbulda yaşamaya devam etti.
Bizler yetmişli, seksenli ve doksanlı yıllarda devam eden "solculuk-devrimcilik" akımının hala etkisinde kalarak deyim yerinde ise ailece parçalanmıştık. Babam Alevi Bektaşi örgütlenmesine kendini kaptırmış, ben de Halkın Kurtuluşu, diğer kardeşlerim de bilmem ne yoluna kendilerini kaptırmış idi. Sadece abim Cafer ve annem bunları dışında idi. Bu durumda kimsenin kimseyi taktığı yoktu. Bu hoşnutsuz ve huzursuz ortamda aile olarak parçalanmıştık ve de ortak bir iş yapacak durumda değildik. Zeynebin rahim kanserinden erken aramızdan ayrılması bu sıkıntılı ortamın tuzu biberi oldu. Rahmetli anmem hastalıklara ve aile içerisinde başgösteren huzursuzlukların da etkisi ile 1994 yılı Ekim ayında aramızdan erken ayrıldı.
Diğer akrabalarımızın Hollandaya geliş ve kalış hikayeleri kısaca söyle: 1990 lı yılların başında acam oğlu Celal Yıldırım istek üzerine Hollandaya gelip Restauranta aşcı olarak çalıştı. Bir kaç yıl sonra Almanyadan Hüseyin Koluaçıkın kızı Fındık ile evlenip Almanya ya yerleşti. Kardeşi Cemal Yıldırım aynı yoldan Hollandaya gelerek bir süre burada kaldıktan sonra O da, Fransa da akrabamız Hüseyin Yıldırım ( Kamog Hüseyin ) kızı Fındık ile evlenerek yaşamına orada devam etmektedir. Benzer ve zorlu bir serüvene akrabamız HÜseyin ( Patik ) dahil oldu. Kaçak olarak Hollandaya gelen Hüseyin abi, bizim restaurantta uzun süre aşcı olarak çalıştı. Kaçak işçilere tanınan oturum müsadesinden faydalanarak yasal oturum iznine kavuştu. Eşi Şaboğ ve oğlu Yüksel Yıldırım da üç-dört yıldır Hollanda da birlikte yaşamaktadır. Aynı yıllarda teyzemoğlu Hakan Çalışkan özel davet üzerine Amsterdama gelerek iki yıl Amsterdamda kaldı. Geçtiğimiz yıl Canon şirketinin Avrupa reorganizasyon burosunda çalışan Murat Dayanıklı eşi ve bir çoğu ile bir yıldır Hollanda Amsterdam şehrinde yaşamaktadır. Hollandada yaşayan bizim Basaklılar İbrahim Yıldırım ( 1937 ) emekli Senem Yıldırım ( 1939-19994)
Cafer Yıldırım ( 1960) restaurant işletmecisi Nazar Restaurant Fındık Aslan ( 1964) işçi Cocukları : Eren ( Amsterdam, 1985 ) tıp birinci sınıf. Eylem (Amsterdam 1990) öğrenci 2. Ahmet Yalçın Yıldırım ( 1961) Organizatör Çocuğu. Babo Jan İbrahim Bartholomeus ( Hollandalı anadan, Amsterdam 2001) 3. Hüseyin Yıldırım (1963) Restaurant İşletmecisi Saray Restaurant Naşata Üniversite işletme öğrencisi Cocukları: Ekim Can ( Ana, Zeynep Arayıcı Türkiye , 1994 ) ögrenci Maksim ( Naşata, Amsterdam1999 ) 4. Veli Yıldırım ( 1964) Ressam, bekar 5. Selver Yıldırım ( 1966) Sosyal Danışman Sosyal Hizmetler Soner Karayel Aşcı ( Kayseri ) Cocukları: Su Dilara ( 2003 ), Che Ran ( 2004 ) 6 Hüseyin Yıldırım ( Patik Hüseyin) emekli Sehriban ( Şaboğ) evkadını Yüksel 1979 Murat Dayanıklı Bilgisayar programcısı Canon
Feyza Dayanıklı Advukat Bir cocuklari var. Ismi Onat Amsterdam da ( + - ) Toplam 20 Basaklı yaşamaktadır Not : Tarihlerde yanılabilirim
Aralık 2006
Köyümüzün, gelişip kalkınmasının ve ilerlemesinin önünü tıkayan sorunlarını aşacak güce ve iradeye sahibiz!
Köyümüzün ilerlemesini yürekten isteyenleri olarak; köyün sorunlarını hep birlikte olanaklarımızı seferber ederek çözebileceğimize inanıyoruz. Son bir buçuk senede köyde başarılan işler ve yapılması için alınan sözler, hepimizi sevindiren ve de övünebilecegimiz çalışmaların ilk adımlarıdır. Köyümüzün kalkınması ve gelişip çağdaşlaşması ve de özlemini duyduğu sosyal refaha kavuşması için; köyde ve dışarda yaşayan bütün Basaklılara önemli sorumluluklar düşmektedir. Başta köy muhtarı ve köy idaresi olmak üzere tüm köylüler sorumlu davranıp, köyümüzün çıkarlarını kendi çıkarlarının üstünde tutup, aralarındaki ilkel ve kısır çekişmeleri bir tarafa itip, birlik ve beraberliklerini pekiştirip, çocuklarımıza ve gelecek kuşaklara, örnek alacakları ve övünebilecekleri bir Basak teslim etmekle yükümlüdürler. Son 30 yılda köyümüzdeki değişimler Köyümüz, yetmişli yılların ikinci yarısından itibaren sosyal, kültürel ve ekonomik olarak bir hayli gelişme ve ilerleme kaydetti. Bu yıllarda yurtdışı ve yutiçine yoğun bir göç verdi. Bu dönemde, köyün yolu açıldı ve içmesuyu şebekesi kuruldu. Köyde toprak erozyonu ile mücadele kapsamında ilk iş olarak, köyde keçi bulundurmanın yasaklanması saglandı. İzinsiz agaç kesimi yasaklandı. Tarımda üretimi artırmak için sulama kanalları açıldı. Yurtdışından ve yurtiçinden köylülerimiz, Köy Kalkınma ve Dayanışma Üretim Koparatifini kurdular. Köy koparatifinde genç kızlarımıza halı dokuma kursları açıldı. Bunun yanısıra köye saglıkocağı yapıldı ve bir ebe atandı. İlkokulun yeri değiştirildi ve yeni binalar yapıldı. Bu değişim ve ilerlemelerin sonucu olarak, köyden çok sayıda öğrenci orta-lise ve yüksek okula devam edip meslek sahibi oldu. Kısa bir zaman diliminde köyde yaşanan bu değişim ve ilerlemede köyümüz öğretmenlerinin ve zamanın köy idaresinin çabaları yanısıra, köylümüzün birlik ve dayanışma içerisinde oloması ile mümkün oldu. Seksenli yılların başından itibaren Türkiye’de ciddi değişimler oldu. Bu durum köyümüzü olumsuz etkiledi. Dışarıya göç yogunlaştı. Siyasi iktidarın köye yönelik bilinen baskıcı ve izole edici politikaları sonucu, köyümüz sorunlarına sahip çıkamaz oldu. Köyde yaşlı kuşak ile genç kuşağın ilişkilerin kopmasına ve manevi bağların ve değerlerin zayıflamasına neden oldu. Seksenli yılların sonuna doğru köyde kaysı üretiminde bir nispi artış gözlendi. Bu gelişme köyde yaşayanların ekonomik gelirlerini arttırdı. Türkiye ekonomisindeki liberalleşme ve piyasa ilişkilerinin her alana hakim olması ile köyde sosyal ve kültürel alanda ciddi bir kırılma ve değişime neden oldu. Gelenek ve göreneklerdeki çözülmenin yerini, yanlızlaşma, haksız rekabet, güçlünün güçsüzü ezmesi, kayıtsızlık vb. ilkel değerlere terketti. Günlük hayatta, komşu komşusuna selam vermez duruma geldi. Sevgi ve saygı ortamı, yerini tahamülsüzlük ve birbirini çekememezliğe bıraktı. Bu dönemde köy idaresinin de köye olumlu bir etkisi ve katkısı sözkonusu olmadı. Yurtdışında ve yurtiçinde de gurbetteki köylülerimiz arasında da farklı bir gelişme yaşanmadı. Gurbettekilerin köye ziyaretleri azaldı, ilşkiler kopma noktasına vardı. Ankara ve İstanbuldakilerin köye yönelik bazı çalışmaları saymazsak, yurtdışındakilerin maddi ve manevi destekleri de giderek azalan bir seyir izledi. Doksanlı yılların ortasından itibaren Türkiye ve yurtdışında, ihtiyaçtan olacak ki; Türkiyeliler arasında köy ve hemşeri dernekleri isimli yeni bir örgütlenme tipi ortaya çıktı. Bu yeni durumdan olumlu olarak etkilen bizim köylüler de, Ankara ve İstanbul da Basak Köylüleri Kalkınma Yardımlaşma ve Daynışma Derneği isimli dernekler kurdular. Bu derneklerin kurulması ve çalışmalara başlaması, gerek dışardakiler ve gerekse de köydekiler üzerinde olumlu bir etki yarattı. Özellikle Ankara derneğinin geçmişteki çalışmaları ve girişimleri sonucu köye önemli faydaları oldu. Köyümüz, deyim yerinde ise, yeni bir kabuk değişikliğinin sancılarını çekmektedir Son yerel seçimler sırasında, köyün ertelenmiş ve birikmiş sorunları muhtar adayları tarafından dile getirildi. Adaylar, sorunları çözmek ve ayrımsız köye hizmet edip çalışacaklarının sözünü verdiler. Demokratik bir yarış sonucu yapılan seçimde, genç nesilden biri muhtar seçildi. Yeni muhtar, oylar sayılıp sonuç kesinleştikten sonra, köye ve köylümüze ayrımsız hizmet edeceğini açıkladı. Diğer adaylarda, köy için yapacağı her hizmet için, her zaman muhtarın yanında olacaklarını ve destekleyeceklerini esirgemeyeceklerinin sözünü verdiler. Yeni muhtar ve köy idaresi, seçilir seçilmez köyün birikmiş sorunlarına el atmaya başladı. Köy içinde bir kaba çöp temizliği yapıldı. Köyde, kanalizasyon yenilenerek atık sular pislik toplama çukuruna dökülmesi gerçekleştirildi. Sağlıkocağı tamir edilerek tekrar hizmete sokuldu ve ebe atandı. Köye Anaokulu sınıfı açıldı. Köy ile Hekimhan arası yolu yenileterek, köyiçine yollar açıldı, mezarlığa yol yapıldı. Ören ile yol bağlantısını sağlandı. Yeni su deposu yapıldı ve mezarlığa su kaldırıldı. Okulumuzun su ihtiyacının giderilmesi için, köy hizmetleri boru verdi. Okulun suyu yeni depodan ayrı bir hatla getirilecek. Köyün heylan bölgesi olması dolaysıyla, istenen keşif tamamlandı. Bu çalışmaların hepsi, son bir buçuk yıl içinde başarıldı. Köye bir ziraaat mühendisi alınması, köye bir kültür merkezi kurulması, köy yolunun asfaltlanması vb. girişimlerde devam ediyor. Köyşenliği ve sonrası ve köyde ve köydışında olumlu gelişmeler Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Yazşenliği; köyün sorunların dile getirilmesi, köyün dışarıda olumsuz olarak algılanan imajının düzeltilmesi, köyümüzün tekrar adının duyulması ve zedelenen saygınlığının kazanılması, köye yardım ve desteğin artmasına vesile olmuştur. Ayrıca; gerek köylülerimiz arasında gerekse de bölgemizde insanlarla arasında, birlik, dayanışma ve barış istemlerinin dile getirilmesi için bir kürsü olmuş, köyümüz dışından da insanların katıldığı bir ilgi odağı durumuna gelmiştir. Köyde kısa sürede bu kadar iş kotarılmasında şenliğin payı büyüktür. Köye yeniden dışarıdan ziyaretci akının artması, sosyal ilşkilerin yeniden canlanması ve manevi bağların tekrardan güçlenmesinde şenlik aracı olmuştur. Bu başarı Tertip Komitesi ve köy idaresine ve de hepimize aittir. Şenlik, yurtdışındakilerın ilgisini çekmekte ve köyle bağlarını güçlendirmektedir. Geçtiğimiz mayıs ayında Almanya Wuppertal şehrinde köylülerimiz ilk defa bir toplantı gerçekleştirdi. Köylülerimiz köyle dayanışma etkinliklerinin yapılması konusunda birleşmekteler. Kısacası yeniden birlik ve dayanışma bağlarımızın kurulmasında şenlik önemli bir misyon görevi görmüştür. Köyümüz tanıtılmakta ve köylülerimiz arasında iletişim sa ğ lamaktadır Köyümüz ilgili gelişmeleri, sorunlarını ve tarihini son iki yıldır www.basakli.com web sitesinde köylülerimiz ve kamoyu bilgilendirilmektedir. Eylül 2005 den beri www.basakli.de web sitesinde Basak Cafe isimli forum sayfası ile köylülerimiz arasında sanal ortamda ilşki kurma, tartışma, köyün sorunlarını dile getirme ve çözüm yolları arama işlevini başarı ile yerine getirmektedir. Köye dışarıdangelen yardımlar ve destekler artarak devam etmektedir Köyümüze, destekler ve yardımlar çeşitlenerek devam etmektedir. Köyümüz genç öğretmenleri köy okulumuza bir fotokopi makinası ve bilgisayar almışlardır. Ali Aray ıcı ( Çavuşun oğlu) yine okulumuza ikinci bir fotokopi makinesi almıştır. Köyümüz okuluna, İstanbul da yaşayan Veli Doğan ve Ali Doğan insiyatifi ile Kardeş Okulu kampanyasında İbnis Sina İ.Ö.Okulu - Bakırköy yardımda bulunmuştur. Tıstanın çocukları 1200 euro bagışta bulunarak, mezarlıga su götürülmesine yardımcı oldular.
Hüseyin Aslan ve oglu Hasan Aslan(çakmakçının oglu) ilköğretimdeki 30 öğrencinin çanta, ayakkabı,ve kaban (Gocik) ihtiyaçlarını karşıladı. Küçük Hüseyin, anasınıfının bir yıllık kırtasiye ihtiyacını karşıladı. Hüseyin Çalışkan (Hüsöğ) İböğün kardeşi, şenlikte vadettiği bilgisayarı okula teslim etti. Üzerine gidilmesi gereken acil sorunlar İnternette Basak Cafe isimli forum sitesinde ve Basaklı.com da, Türkiye ve yurtdışından köylülerimiz, köyün sorunlarını dile getiren ve çözüm arayan tartışmalar yanısıra anket sorularını cevaplayarak görüşlerimizi bildiriyoruz. Bu tartışma ve anket sonuçlarından haraketle, köyümüzün acil ve çözüm bekleyen sorunlarını, dile getirmeyi ve öneri ve taleplerimizi iletmeyi, köyümüzde b izi üzen ve rahatsız eden davranış ve durumları muhtarlığa ve köylümüze iletmeyi bir görev biliyor ve sorumlulugumuzu yerine getirmek istiyoruz.
Köyümüzde ciddi bir yenilenme çalışmaları yanısıra ilerlemeye yönelik çabaları takdirle karşılıyor ve başta muhtarı, köy idaresini ve dayanışma ve destekde bulunan herkesi takdir ediyor kutluyoruz. Köyümüz ve insanlık için faydalı olan her girişim ve çalışmayı da desteklemekle kalmayıp köylümüzün ve muhtarımızın yanında olacağımızın bilinmesini istiyoruz. Su sorunu Köyümüz, barındırdıgı su potansiyelini yeterlice değerlendirememektedir. Eskiyen ve yeni ihtiyaçlara cevap vermede yetersiz kalan bir su şebekesi mevcuttur. Örnek olarak; yazın kimi evler içme suyu sıkıntısı çekerken, içme suyundan diğerleri bahçelerini sulamaktadır. Bu durum köyde birlik ve huzuru bozan en önemli sorunlardan biridir. Köyün tüm kaynak sularının verimli ve adil bir şekilde değerlendirilmesi ve kullanımı için kararlar alınmalı ve uygulamaya geçilmelidir. Erozyon mücadele ve ağaçlandırma Köyde erozyonu önleyecek, su kaynaklarını besleyecek, köyün ilerleyen yıllarda yeşillenmesini ve de doğal hayatının çeşitlenmesini ve de güzelleşmesini sağlayacak olan ağaçlandırma çalışmaları yine öncelikli sorunlardan biridir. Morg-sogutucu depo Acil olarak çözülmesi gereken bir diğer sorunda; köyde cenazelerimiz koyabilecegimiz ve de yapımı çok basit olan bir sogukhava deposunun bulunmayışıdır. Köy idaresi olarak en kısa zamanda bu sorunun cözümü için karar alması ve harakete geçmesini bekliyoruz. Cemevi ve Kültür Parkı / Merkezi girişimleri ve Şenlik yeri Morg: Köyümüzde geçmiş yıllarda toplanan bağışlarla Cemevi olarak onarımı yapılan ve kullanılmaya hazır hale getirilen eski okulun, hala faliyete geçmemesi ve depo olarak kullanılmasını üzüntü ile karşılıyoruz. Siyasal iktidarın Cemevlerine çağdışı bakış acısından dolayı açılamayan bu binanın, Kültür Merkezi olarak açılmasının önünde hiç bir engel yoktur. Cemevi de bizim için bir kültür yeridir. Kültür Parkı/Merkezi: Gençlerimiz boş zamanlarında, yeteneklerini geliştirecekleri, kendilerini yetiştirebilecekleri ve zamanlarını değerlendirecek ortamlar aramaktadır. Çocuklarımız için bir tane de olsa bir oyun alanı yoktur. Kadınlarımızın, yaşlılarımızın buluşup dertleşeceği doğru dürüst mekanları yoktur. Kurulacak olan bir Kültür Parkı ve içerisinde var olan sosyal mekanlar bu ihtiyaca cevap verecektir. Unutmayalımki, karın doyukluğu, insanı tek başına mutlu ve huzurlu kılmaya yetmiyor. İnsanımızın sosyal ortamlara, dinlenme ve eğlenmeye, bilgilenmeye, eğitim ve ögretime, kendini geliştireceği ve yenileyeceği kültürel ve de sanatsal etkinliklere ihtiyacı var. Şenlik yeri: Köyde şenlik yapacağımız doğru dürüst bir alan yoktur. Yine proğramı başarılı ve verimli kılacak araçlardan yoksunluk var. İşte bu nedenle, Kültür Parkı ev Merkezi artık bir gereklilik olarak önümüzde duruyor. Eski okulun bahcesi ve çevresi buna uygun. Ayrıca eski koparatif binası tamir edilerek, kurslar, bilgilendirme toplantıları, kültürel ve sanatsal faliyetler için faal hale getirilebilinir. Bizi rahatsız eden ve üzen vakalar Köyde, özellikle köy dışında yaşayan bizleri üzen bir takım olaylar ve davranışlar, köyün gelişmesinin önünde engel olmakta, köyün adını zedelemekte, birlik ve dayanışma ve huzur ortamını bulandırmakta ve bizleri rahatsız etmektedir. Bu olumsuzluklara bir kaç örnek vermek gerekirse: - köyde ve dışarda dedikodusu yapılan yanlış davranışlar ve olaylar, - köyde haksızlıklar ve kayırmacılıkların yapılması ve hoşgörülmesi, - köy idaresi ile köylü arasındaki ilişki kopukluğu ve dolaysıyla köylünün köy ve sorunlarına yönelik aktif katılımının sağlanmaması. Köy idaresinden; köyümüzü sevenler ve yakından takip edenler olarak, köyümüzün çözüm bekleyen acil sorunlarına bir an önce el atmasını, köyümüzü ve biz insanlarını rahatsız eden ve üzen davranışların bir daha tekrarlanmaması, yapılan haksızlıkların önüne geçilmesi için başta muhtar ve idare olmak üzere tüm köylülerimizi uyarmayı bir görev biliyor, uyarılarımızın, eleştirilerimizin, önerilerimizin ve taleplerimizin ciddiye alınmasını bekliyor, üzerimize düşen sorumluluğa ve özveriye hazır olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. Köy idaresinden beklentilerimiz ve taleplerimiz. A. Karar alma yaptırım oluşturma
- Köy idaresi; köyün kaderini ilgilendiren konularda köylüyü önceden bilgilendirmeli ve fikir oluşturma ve karar alma sürecine katmalıdır.Yapılan çalışmalar ve alınan kararlar köy toplantıları yapılarak değerlendirilmeli ve sonuç herkese bildirilmelidir ( iletişim araçlarından yararlanarak yurtiçi ve yurtdışındakiler bilgilendirilmesi sağlanmalıdır)
- Alınan kararların uygulanması ve başarılması için köylüye yaptırımgücü uygulanmalıdır. Uygulama sırasında, ne muhtar ne de hiç bir aza yetkisi dışında keyfi davranışa yeltenmemeli ve de müsade edilmemelidir.
B. Köyün kalkınması ve refahı için 1. Tarımda üretimi çeşitlendirecek ve verimliliği artıracak uygulamalara geçilmesi ve köyün gelir düzeyini yükseltmeye yönelik kararlar almalı ve nasıl gerçekleşeceğine yönelik, bilir-uzman kişilere veya bir kuruma, araştırma yatptırılmalı ve bir kalkınma planı hazırlatmalıdır 2. Köyün çevre kirliliği ve ciddi boyutlarda olan sağlık sorununa el atmalı ve önlemlerini almaya yönelik bir plan oluşturmalıdır 3. Köyün ortak değerlerin ve malının korunması ve kullanılmasında azami dikkat gösterilmeli ve önlemleri alınmalıdır. ( meraların kullanımı, köyün erozyona karşı agaçlandırılması ve bitki örtüsünün korunması, yabani hayvanların korunması, av yasagına dikkatle uyulması, tarımda kullanılan zehirli ilaçların denetimi vb. gibi) C. Manevi yönün güçlendirilmesi 1.Köyde huzur ortamını bozan davranışların hoşgörülmemesi ve önlemler alınması ve köylü arasındaki sorunlara, idarenin anında tavır koyup sorunu çözmesi
- İdarenin kararlarına uymayıp tavır alanlara belirli yaptırımların uygulanması ve köylü ile beraber ortak tavır alınması,
- Köyde eğitim kurumlarına gerekli duyarlılığın gösterilmesi ve verimliliği artıracak önlemler alınması,
- Köyde çocukların, gençlerin ve kadınların boş zamanlarını degerlendirecekleri, oyun oynama ve eğlenme ortamının sağlanması, bilgilenecekleri, yeteneklerini ve becerilerini geliştirecekleri sosyal ve kültürel mekanların açılması.
- Köyde haksızlıga ugrayanlara destek olmalı ve haksızlık yapanlara karşı köy idaresi ve köylü tavır almalıdır
- Köy fonunu güçlendirecek uygulamalara gidilmeli ve diğer fonundan yardıma muhtaç ailelere ve kişilere yardım edilmeli ve destek sağlanmalıdır.
- Köy idaresi, yurtiçinde, Malatya, Ankara, İstanbul, İzmir ve yurtdışında Almanya, Fransa ayrı ayrı ilişki kurulmalı ve köyün sorunları ve çözüm yolları arayışında birlikte haraket edilmelidir.
D. Devlet kurumları ve fonlardan azami faydalanma Köyün ekonomik, sosyal, kültürel kalkınmasına yönelik kısa ve uzun vadeli planlar için, başta devlet fonları olmak üzere; ulusal ve uluslararası fonlardan yararlanmalıdır. Başta muhtar ve azalar olmak üzere, büyüklerimizin çabaları ile köyümüzünde sağlanacak olan birlik ve beraberlik, köy dışında yaşayan biz basaklıları da mutlu edip sevindirerek, köyle bağımızın güçlenmesine ve köye ilgi ve desteğin artmasını sağlayacaktır. Kalplerimiz, her yönden kalkınmış, ilerlemiş daha güzel bir Basak için çarpması dileğiyle, saygılar ve sevgiler! Not: Altta imzası olanlar olara, daha önceki haline evet dediniz. Sizden tekrar ricam bu bildiriyi yeniden düzenlemiş hali ile okuyup bana, itirazınız yoksa tekrar bildirmeniz. E-mail yildirim203@hotmail.com adresine bildiriniz.
Geçikmiş bir açıklama !
16 Şubat 2006 Gazi ( Hüseyin Arayıcı) öğretmenin Biraz Özeleştiri başlıklı yazısına cevaben yazdığım yazının alıntısını bir kere daha yayınlayarak, fazla gecikmeden yanlış anlamaların önüne geçmek ve hatalı tutumları uyarmak istiyorum. Bilindiği gibi Basak Cafe de aktif olarak tartışmalara ve düşünce üretimine katıldığım ve tatsız sataşmalardan sonra kendimi geri çekmek durumunda kaldım. Altaki düşünce ve önerilerin neden arkasında durmadığım ve oluşum aşamasında olan Kurula ve çalışmalarına neden katılmadığımın asıl nedeni ferdidir. Her ne kadar benim önerdiğim şekilde bir model olmasa da; Kuruluşun yapacağı her faydalı çabayı ve girişini destekliyor ve önemsiyorum. Dileğim, Kurulun köylülerimizi temsil etmede ve sorunlarını belirlemede ve de çözüm üretmede başarılı olması. Şimdiden kendilerini kutluyor ve başarılar diliyorum. Yazı 1: 25 12-2005 Gazi Hüseyin merhaba,
Özeleştiri deyince ben kişinin kendisi ile objektif olarak hesaplaşması eylemi olarak algılıyorum. Her kişi bu yeteneği gösteremez.
Gösterebilen kişi olgunlaşmış kişi demektir. Önü açıktır. Kamil insan olmaya adaydır.
Gelelim senin eleştiri, uyarı ve sıkıntılarına. Bu sıkıntıları yaşayan bir kaç insandan biriyim. Zaten sıkıntı duyanlar sorunlara dört elle sarılırlar. Çükü o sıkıntısını duydugu sorunu kendi sorunu olarak kabul etmiştir.
Bu durumda olanların sayısı az. Bunda anormal bir durum yok.
Bilemiyorum bundan bir ay öncede benzer eleştiriler gelmişti.
Benim kanaatim o ki; sorunlarımızı daha belirleme ve sıralama aşamasındayız. Bu konuda yeni görüş belirtip, çözüm önerileri sunuyoruz.
Dillendirdiğimiz sorunların direk muhatabı Muhtar ve Köy idaresi olmasına ragmen aramızda bir direk iletişim yok. En azından muhtar tartışmalara katılmıyor. Veya katılamıyor. Ancak şu yada bu şekilde duyuyor okuyor.
Köyümüz sorunlarını dilegetirdiğimiz bildirgeye 12 arkadaş imza verdi.
Bu bildirgede sorunlarımızın çogu dillendirildi. Eklemeler yaparak köy idaresine yılbaşında iletmek üzere bizzat ben Türkiyeye geleceğim.
Bunun yanında acil olarak saglık sorunu ve Saglıkevi ön plana çıktı.
Morg ve agaçlandırmada buna dahil.
Muhtar ve azaların belirlediği başka konular ve çalışmalar var.
Dogrudur çok sorunu tartışıp, ardından bir diğerine geçtik.
Bu ortamda isteyen istediğini tartışabiliyor. Forum özelliği bu.
Bu eleştirilerden sonra benim çıkardığım saptama şu:
Bizim başta köy idaresi ve köylülerle, Ankara ve İstanbul Dernekleri ve de yurtdışıda insiyatif sahibi köylülerimizle aramızda iletişim, danışma ve koordineyi sağlayacak ve sorunlarımızın takipcisi olacak bir kurula ihtiyaç var.
Kurulun üyelerini belirleyip onaylayalım.
Kurul üyeleri bir federasyon yönetimi gibi çalışsın.
Bence bu tür tartışma ve eleştirilerinde muhatabı olur.
Kimse kendi başına buyruk olmaz.
Bunu derken faydalı ve yaratıcı insiyatiflerin önüne geçilsin demiyorum.
Şenlik için kampanyalar için kişiler yine ekip kursun.
Mesale saglık için bir kaç arkadaşımız ugraşırken, ağaçlandırma için diğer arkadaşlar insiyatif geliştirsinler.
Keza Kültür merkezi içinde diğer arkadaşlarımız.
Ama bunları da yönlendiren, denetleyen ve destekleyen üst Kurul olsun.
Muhtarlıkla eşgüdüm haraket etsinler.
Ne dersiniz?
Yazı 2: 28-12-2005
Merhaba Canlar,
Koordínasyon Kurulu, önerime gelen olumlu cevaplardan haraketle,
bir an önce uygulamaya geçelim.
Kurul üyelerinde aranan özellikler için önerim:
Şu ana siteye üye olan ve aktif düşünce üreten ve insiyatif geliştiren,
pratik olarak bir işin ucundan tutan her arkadaş bu kurulun üyesi olsun.
Siteye üye olmayıp da pratik olarak kurula katılacak kişileri ise hemen tesbit edip, haberdar edelim.
Birinci aşamada Kurul üyeleri kendi aralarında yazışarak ( internet aracılığıyla)
Köyün acil orta ve uzun vadeli sorunlarını tesbit etsin.
Kararlar alsın ve denetlesin. Kampanya, basım yayım işlerinin sorumluluğunu üstlensin. Köy idaresi ile eşgüdümlü ilşki yürütsün ve köy parlementosu görevini görsün. Muhtar ve azalar hükümet ise Koordinasyon kuruluda bir nevi köy meclisi işlevinde olsun.
Türkiye:
Köyden 3 kişi
Malatya ve çevresinden 3 kişi
İstanbuldan 3,
İzmirden 3,
Ankaradan 3 belirlensin.
Yurtdışından;
Almanyadan 5,
Fransadan 3,
ve diğer ülkelerden birer kişi ( 3 kişi) toplam 11 kişilik yurtdışı kurulu olsun.
Bu arada tek kişi olarak kurula katılacaklarla birlikte geniş katılımlı bir koordinasyon kurulu ve bu kurulun seçtiği bir 3 kişilik sekretaryası olsun.
Koordinasyon Kurulu, fikir oluşturma, karar alma denetleme görevini üstüne alırken, yürütme kurulu basın ve kurumlar karşısında temsil etme görevi ile yükümlü olsun.
İlk etapda, tüzel kişilik ( gerekli olduğuna karar verilinceye kadar) kazanana kadar böyle devam etsin..
Wuppertal toplantısı yurtdışından kurul üyelerini belirlenmesi için bir fırsat bu fırsatı degerlendirebiliriz.
Yanlış anlaşılmasın bu benim öneri ve düşüncelerim.
Tepkilerinizi bekliyorum.
Hoşca kalın
Ahmet Y. Yıldırım
Yazı 3: 3 Ocak 2006
TASLAK METİN Basak Köylüleri Birlik ve Sosyal Dayanışma Koordinasyon Kurulu, İnsiyatif Komitesi Çağrısı .... Köyümüzü ve köylülerimizi temsil edecek bir birliğe ihtiyacımız var. Son üç yılda köyümüzde ciddi bir yenilenme ve kalkınma çabaları var. Bu yıl dördüncüsü yine birlikte gerçekleştireceğimiz Köyşenliğimiz, çevrede ve bölgede bir ilgi odağı olmaya devam etmektedir. Köyiçi ve köy dışı yollarının genişletilmesi ve yol ağının çogaltılması, saglıkevinin yeniden hizmete açılması, yeni su deposu ve kanalizasyon yenilenmesi, köy okuluna yapılan araç-gereç yardımı yanısıra köyle ilişkilerin canlanması, Basak Cafe Forumda ve Basaklı.com sitelerinde köyümüz sorunlarının tesbiti ve çözüm önerilerinin onlarca insan tarafından tartılışıyor olması, özellikle köy dışından insanlarımızın samimi çabaları ve insiyatif geliştirmeleri, köyümüzde ve köylülerimiz üzerlerindeki uyuşukluğun ve ilgisizliğin atılması birlik, dayanışmamızı körüklemektedir. Basak köyünün ve köylülerinin birlik, beraberlik içinde sorunlarının çözümü ve çözüm yolları için fikir geliştiren, görüş sunan ve çaba harcayan her çabayı takdir ediyor ve önemsiyoruz. Somut adımların atılabilmesi için bir fikir ve eylem birliğine hızla ihtiyacımız var. Elbette, köy idaresi canla başla köyümüz için uğraşıyor. İstanbul ve Ankara köy derneklerimiz amaçları dogrultusunda çalışma yürütüyorlar, yurtdışında köylülerimiz dayanışma etkinlikleri yanı sıra köye yardıma devam ediyorlar. Ancak köyle ve köyün can alıcı sorunları ile ilgili karar alma ve uygulamada fikirbirliği oluşturmada, danışma ve denetlemede köy idaresi yanlız kalıyor,. Dayanışma ve yardımlaşmayı sağlamada yetersiz kalıyor. Bu boşluğu dolduran başka bir kurum yok. Bu boşlukları dolduracak ve köyü temsil edecek bir kurula acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyaç çoğu kişi tarafından dillendirildi. Bazılarımızın önerdiği federasyon fikri, yasal zorunluluklar dolaysıyla şimdilik mümkün değil. Onun yerine yasal yükümlülükleri az olana ve esnek olarak çalışabilecek bir kurul bu boşluğu doldurabilir. Bu birliğin adı, Basak Köylüleri, Birlik ve Sosyal Dayanışma Koordinasyon Kuruludur. Bir örgütlenme ve birlik modeli olarak kurul, yerel derneklerin ve örgütlenmelerin teşvikcisi ve ilerde koşulları oluştuğunda, hedeflenen güçlü ve örğütlü bir Fererasyonun da ön adımı görevini üstlenecektir. Kordinasyon Kurulu Amacı: - Köyde ve köy dışında yaşayan köylülerimiz arasında birlik ve dayanışmanın oluşmasına yönelik çaba harcamak, - Köyümüzü ve sorunlarının tesbitinde ve çözümüne yönelik, ortak karar alma, köy iradesini yanlız bırakmama, denetleme ve köye her türlü desteği sağlama, - Köyümüzün ve bulundukları yerlerde köylülerimizin sosyal, ekonomik, kültürel ortak çıkarlarını savunmak ve hakları için çaba vermek. Amacı gerçekleştirmek için: - Kurul amacına ulaşmak için; Köyidaresi ile eşgüdümlü ve koordineli bir şekilde çalışacaktır, - Malatyada, yurtdışında, İzmirde ve mümkünse başka illerde kurulacak olan dernekleri bir çatı altında bütünleştirmek için çaba sarfetmek, - Köy ve dışarda yaşayan köylülerimizin sorunlarına yönelik, bilimsel çözümler üreterek , öncelikleri belirleyerek, bunların hayata geçirilmesini sağlamaya yönelik, proje üretmek, seminer, konferans vb.düzenlemek, - Köy yönetimi ile gerekirse de bağımsız bir sivil toplum kuruluşu gibi haraket ederek, çözümlerini hayata geçirebilmek. - Hem köyün aydınlanması, hemde kalkınması açısından, çocukların ve gençlerin, yeteneklerini geliştirecekleri ve zanat ve sanat-üretimi yapacakları bir kültür ve sanat merkezini hayata geçirmek, - Eğitime önem veren ve ihtiyacı olan öğrencilere burs vererek ve de burs veren kişi ve kurumlarla dialoğa geçerek, öğrencileri desteklemek. - "Sağlıklı kişi ancak saglıklı bir ortamda yetişir ve var olur" ilkesinden haraketle, köyün çevre kirlenmesine, doğanın tahrip olamsına karşı önlemler almaya çaba vermek ve ulusal ve uluslar arası çapta verilen çabaya destek olmak, Koordinasyon Kurulunun yapısı ve işlerliği Koordinasyon kurulunun üyeleri; kitle iletişim araçlarının yagınlaştığı ve kolaylaştığı bu zamanda, köyün sorunlarına duyarlı olan, çözüm önerileri getiren ve insiyatif alan her basaklıya açıktır. Üyelerin görev ve sorumluluklukları gönüllük temelindedir. Köyün sorunlarına yakında ilgi duyan, düşünce üreten, öneri getiren her Basaklı ve Basaklı dostu katılabilir. Koordinasyon kurulu aldığı kararların uygulanmasında kendi arasından belirlediği ve onayladığı Sekreteryı yetkili kılar. Koordinasyon Kurulu, en az yılda bir defa bir araya gelip toplanır. Bu toplantıda geçmiş faliyetlerin raporu değerlendirilir ve onaylanır. Mali rapor incelenir ve onaylanır. Toplantıda köyün sorunları ve gelecek çalışmaların raporu irdelenir ve kararlar alınır. Kurul yürütme görevi olan sekretaryasını seçer. Koordinasyon Kurulu, fikir oluşturma, karar alma, denetleme görevini ve sekretaryayı destekleme ve yönlendirme görevi üstüne alır. Sekretarya, kurul kararlarının uygulayıcısıdır.İki kurul toplantısı arası kurulu temsil eder. Sekreterya kendi arasında görev paylaşımı yapar. Çalışmalarını, kendi aralarında yazışarak ( internet aracılığıyla) yürütür. Çalışmaların yürümesi ve projelerin başarısı için; komite-komisyon kurar ve destekler. Basın ve kurumlar karşısında kurulu temsil eder. Köyle ilğili yapılacak çalışmaları Köy idaresi ile eşgüdümlü yani koordineli yürütmeye azami çaba gösterir. Köy iradesini destekler. Basak Köylüleri Birlik ve Sosyal Dayanışma Koordinasyon Kurulu İnsiyatif Komitesi Komite Üyeleri..... Ahmet Yalçın Yıldırım Not: Bu taslak açıklamayı, İnsiyatif Komitesi adına hazırlamıştım.
4. Köyşenliğine Hazırlanırken
9 Ocak 2006 Basak Köyü Yazşenliği, bir kültür ve sanat şenliği olarak gelenekselleşmektedir.
Bu yıl dördüncüsünü gerçekleştireceğimiz Şenlik, Köy (Kültür Evinin ) önündeki alanda düzenlenmesi Köy İdaresince karara bağlanmıştır. Şenlik tarihi 30 Temuz pazar günü olarak uygun görülmektedir. Şenlik, köylülerimiz ve bölgemiz insanları arasında birlik, dayanışma ve barış istemlerinin dile getirilmesi için bir kürsü olmuş, köyümüz dışından da insanların katıldığı bir ilgi odağı durumuna gelmiştir. Şenlik, köyümüzün sorunların dile getirilmesi, köyün dışarıda olumsuz olarak algılanan imajının düzeltilmesi, köyümüzün tekrar adının duyulması ve zedelenen saygınlığının kazanılmasında, sosyal ilşkilerin yeniden canlanması ve manevi bağların tekrardan güçlenmesinde yaramıştır. Bu başarı başta Tertip Komitesinde yer alan herkese, köy idaresine, şenliğe katkı sunan basaklı dostlarına ve de hepimize aittir. - Şenlik, kültürel ve sanatsal etkinliklerin gerçekleştirildiği, profesyonel sanatcılarla, amatör sanatcıların, yerelle-ulusalın, ulusalla-evrensel değerlerin buluştuğu ve birbirlerini etkiledikleri bir platform olmaktadır,
- Şenlik, manevi ve maddi kültürel değerlerimizin yaşatılması ve tanıtılmasına olanak sunmaktadır,
- Şenlik, gençlerimizin yeteneklerinin açığa çıkarılması ve teşvik edilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilmekte ve onlara açık kürsü sunmaktadır,
- Şenlik, köyümüzün sorunların dile getirildiği ve tartışıldığı ve çözüm önerilerinin üretildiği ve kararların alındığı bir kürsü durumundadır. Program ve içeriği hakkında
Yurt içinden ve yurt dışından katılacak sanatçıların, müzisyenlerin yanı sıra, köyümüz gençlerinin hazırlayıp sunacakları, skeç, mizah oyunları, şiir ve türkü dinletisi, yöresel folklorik oyunlar yanısıra sportif yarışmalara da yer vererek programı genişletebilir. Özendirme ve teşvik ödülleri Geçen yıllarda istememize rağmen hayata geçiremediğimiz sportif ve kültürel yarışmalara bu yıl programda yer vererek kapsamını genişletmek faydalı olacaktır. Önceden duyrusunu yapacağımız yarışmaların, konularını ve son katılım tarihlerini ilan ederek, birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülleri ile ödüllendirip, katılımı ve ilgiyi canlı tutmaya çalışmak gerekiyor.
Şiir ve öykü metni yazım ödülleri, beste ve ses yarışması ödülleri, kadınlarımızın elişleri çalışmalarını da yine birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülleri ile ödüllerdirerek destekleyebiliriz. Kendilerine elişleri sergileyecekleri sergi açma olanağı ile olanak verip katılımı canlı tutabiliriz. ( Ödüllerin miktarını sembolik tutarak fazla bir masrafa girmeyiz) Bu yıl köy büyüklerimizden, köyümüz kendi öz türküleri ve havaları yanısıra köyümüz ileri gelenlerin isimleri ve eserleri ile birlikte tanıtılmasınada yer vererek, köyümüzün kültürel miraslarınını gençlerimize tanıtmak yerinde bir tutum olur. Onur Ödülleri:
Her yıl köyümüze yaptığı katkıdan ötürü köy içinden ve köy dışından iki kişiye onur ödülü vererek onları onurlandırabiliriz. İnternet sitemizde ve hazırlayacağımız bir anketle bu kişileri belirleyebiliriz. Şenlik günü kendisine podyumda ödülünü takdim ederek yardımseverleri teşvik etmiş oluruz. Programı 3 ay önceden belirleyerek, proğrama hazırlanan gençlerimizin iyi hazırlanmalarına fırsat tanımak gerekir. Köyümüzün, çevre ve sağlık sorunu hala güncelliğini korumaktadır. Proğramda, sağlık ve saglıklı bir çevre soruna bu yılda yer vererek, özellikle köyümüzün yetiştirdiği, hekim ve sağlıkcılardan ilgi ve desteklerini seminer ve muayene çalışmalarına katarak, hizmet vermelerini sağlamalıyız. Köyümüzün temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi ve verimli hala getirilmesi için neler yapılmalı? Proğramda bu sorularına cevap arayacak ve karar alınacak toplantı ve seminerlerin yapılmasını saglayarak, yine başta köyümüz ziraatcıları ve çevre mühendislerinden destek ve yardım vermelerini ve katıulmalarını sağlamalıyız. Şenliğin proğram oluşum v |