Anasayfa
Ilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktırr! Hacı Bektaş .Veli

Veliyettin Ulusoy

 

Serçeşme dergisi adına Ahmet Koçak’ın yaptığı söyleşi:

Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Ulusoy’a
AKP’nin “Alevilik Açılımı” Üzerine
Düşüncelerini Sorduk


Kamuoyunda “AKP’nin Alevi açılımı” olarak tartışılan
olay AKP’nin Alevi milletvekili Reha Çamuroğlu’nun
Başbakan Tayip Erdoğan’ın Muharrem ayında iftar
yemeğine katılacağını açıklamasıyla başladı. Öncelikle
bu konu hakkındaki görüşlerinizi açıklar mısınız?



Serçeşme dergisi adına Ahmet Koçak’ın yaptığı söyleşi:

Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Ulusoy’a
AKP’nin “Alevilik Açılımı” Üzerine
Düşüncelerini Sorduk

sercesme_dergisi@yahoo.com

“Zamanı Çoktan Gelmiş, Hatta Geçmiş Bir
Adım, Ancak Bu Açılımı Yetersiz, Çok Cılız
ve Samimiyetten Uzak Buluyorum.”


Kamuoyunda “AKP’nin Alevi açılımı” olarak tartışılan
olay AKP’nin Alevi milletvekili Reha Çamuroğlu’nun
Başbakan Tayip Erdoğan’ın Muharrem ayında iftar
yemeğine katılacağını açıklamasıyla başladı. Öncelikle
bu konu hakkındaki görüşlerinizi açıklar mısınız?

Bizde iftar (adı iftar bile değildir.) yani oruç açma bir ziyafet sofrası
niteliğinde değildir. Matem ayıdır, yas ayıdır. İftar sofraları ve
davetler geleneğimizde yoktur. Sayın Başbakanımız gerçekten
samimi bir Alevi-Bektaşi açılımı düşünüyorsa, 2 Temmuz’da
Sivas’ta halkımızla birlikte yürümesini tavsiye ederim. Bu çok iyi
bir başlangıç olur.

Hükümetin uygulamaya koymaya hazırladığı “Alevi Açılımı” biz
Alevi-Bektaşilerin yıllardır beklediği bir girişimdir. Zamanı çoktan
gelmiş, hatta geçmiş bir adımdır. Yıllardır süren bir hatadan
dönmenin belki de ilk adımlarıdır. Ancak bu açılımı yetersiz, çok
cılız ve samimiyetten çok uzak buluyorum.

Alevi-Bektaşi’lerin daha geniş ve kapsamlı istemlerinin
görmezden gelindiğini biliyoruz. Gönül isterdi ki bu değişiklik ve
açılımların, AKP hükümeti ya da Devletimizin kendi rızasıyla
yaptığı bir değişiklik olsun. Türkiye AB’ye girebilmek için sınırlı
demokrasisinin sınırlarını genişletmek zorundadır. Ayrıca AKP
“dini özgürlük” adı altında başta laiklik olmak üzere devlet
örgütlenmesinde dinin önüne dikili engelleri temizlemek
istemektedir. Ancak Alevi-Bektaşilere belirli haklar verilmeden,
diğer Sünni ve Vehabi tarikat ve cemaatlerin önünü daha da açmak
olanaksızdır. Alevi-Bektaşiler bu açıdan son yıllarda istemlerini dile
getirmiş en önemli muhalif Müslüman kesimdir.

Sayın Başbakanımız
gerçekten samimi bir Alevi-
Bektaşi açılımı düşünüyorsa,
2 Temmuz’da Sivas’ta
halkımızla birlikte yürümesini
tavsiye ederim.

“Alevi Açılımı” zamanı çoktan
gelmiş, hatta geçmiş bir
adımdır. Ancak bu açılımı
yetersiz, çok cılız ve
samimiyetten çok uzak
buluyorum


2
Hükümet Aleviliğin devlette temsili için bir Alevi
Kurumu oluşturmayı planlıyor. Bu kurumun,
Başbakanlığa bağlı bir “genel müdürlük” biçiminde
olması düşünülüyor. Sizce böyle bir kurum gerekli
mi?

Bizler Alevi-Bektaşi toplumu olarak laikliği benimseyen ve savunan
bir toplumuz. Buna göre ülkemizde “Diyanet İşleri Başkanlığı” diye
bir devlet kuruluşu bulunduğu müddetçe, tüm milletvekilleri laikliği
savunacaklarına şerefleri ve namusları üzerine yemin etseler bile ve
Anayasamızın tüm maddelerine laiklik kavramı yazılmış olsa bile,
laik bir ülke olduğumuza, kimseyi inandıramayız. Bize sadece gülüp
geçerler. Ne zaman ki devlet dinden elini çeker ve Diyaneti
kaldırırsa laiklik yönünde çok önemli bir adım atmış olur. Devletin
dini olur mu? Ülkemizde Sünni Hanefi mezhebi dışında farklı
inançtan olan vatandaşlarımıza ne diyeceğiz? Onlara mevcut
diyanetimizle nasıl bir hizmet götürebiliriz? Biz Alevi-Bektaşilere
nasıl bir hizmet veriliyor?


Devlet, devlet olsun hiçbir inanca karışmasın ve hiçbir inanca
maddi manevi destek olmasın. Her cemaat kendi inancının gerek
duyduğu gereksinmelerini kendileri finanse etsin. Aykırılıklara ve
tehlikeli durumlara devlet olarak müdahale etsin. Devletin işi din
olmasın.


14 Aralık 2007 tarihli Hürriyet Gazetesinde, DİB Ali Bardakoğlu
“Cemevi kanunla ibadet yeri olamaz” demiş. Sayın Bardakoğlu çok
haklı, camiler de kanunla ibadet yeri olamaz. Her cemaat kendi
ibadet yerinin neresi ve nasıl olacağına kendi karar verir. Kanunla
yasayla bunu sınırlandırmak yanlış olur. Tehlikeli durumlarda
devlet müdahale eder.


Sonuç olarak: Çağdaş-laik-demokratik bir devlette, nasıl
Başbakanlığa bağlı bir “Diyanet İşleri Başkanlığı” yanlışsa
Aleviliğin devlette temsili için Başbakanlığa bağlı bir genel
müdürlük de aynı derecede yanlıştır. Ayrıca çok fazla asimilasyon
kokuyor.


Burada Sayın İsmail Kaygusuz’un çok doğru bulduğum şu
tespitini söylemeden geçemeyeceğim:

“Çağdaş-laik-demokratik bir devletin öz sistemini belirleyen
bilimsel (devlet) felsefesi vardır, fakat asla resmi dini olmaz.
Ama ülkemizde, laiklik kavramının özüne ve anlamına aykırı
‘Türkiye tipi bir laiklik’, devletin yapısı içinde inatla
sürdürülmekte ve ısrarla savunulmaktadır. Kısacası çağdaş
demokratik devletin olmazsa olmazı, sosyo-politik anlamda bir
laiklik yoktur Türkiye’de, çünkü devlet gizli bir resmi din
uygulaması içindedir; bu din Ortodoks İslam’ın, yani Sünniliğin
Hanefi Mezhebi’dir. Devlet, bu mezhebin inanç sistemi ve şer’i
ilkelerini, İslam dininin kendisiymiş gibi anlatmakta ve
(İlkokuldan Üniversiteye kadar) eğitiminin yapılmasına aracı
olmaktır. Diyanet İşleri, resmi bir devlet kurumu olarak, 75 yılı
aşkın bir zamandır büyüye büyüye ‘devlet içinde, sınırsız
siyasete egemen olmuştur; toplam nüfusun üçte birini oluşturan

“Diyanet İşleri Başkanlığı”
diye bir devlet kuruluşu
bulunduğu müddetçe …
Anayasamızın tüm
maddelerine laiklik kavramı
yazılmış olsa bile, laik bir ülke
olduğumuza, kimseyi
inandıramayız
Nasıl Başbakanlığa bağlı bir
“Diyanet İşleri Başkanlığı”
yanlışsa Aleviliğin devlette
temsili için Başbakanlığa
bağlı bir genel müdürlük de
aynı derecede yanlıştır.
Sayın Bardakoğlu “Cemevi
kanunla ibadet yeri olamaz”
demiş. Çok haklı, camiler de
kanunla ibadet yeri olamaz.
Her cemaat kendi ibadet
yerinin neresi ve nasıl
olacağına kendi karar verir.

3
İslam Heterodoksizmine bağlı, yani Alevi toplumunun inancını,
Ortaçağın din devletleri anlayışı çerçevesinde
değerlendirmektedir. Kendine özgü bir Tanrı anlayışı ve ibadet
kurumlarıyla bir İslami inanç ve felsefi sistem olan Aleviliği
kabul etmemekte ve Hanefi mezhebinin bir tarikatı olarak
tanımlamakta, dolayısıyla bu mezhebin ilkelerine uymayı
dayatmaktadır.”

Diğer yandan mevcut durumda sorunumuz, İslam içi
meşruiyetimizin tescili ve başbakanlığa bağlı bir genel müdürlük
veya Diyanette temsil değil, kültürel ve bireysel düzeylerde eşitlik
ve özgürlük elde etmektir. Diyanet ise laiklik ve demokrasi
açısından lağvedilip, inanç tercihlerinin inananlara bırakılması
gerekmektedir.

Oluşturulacak genel müdürlük için kadro sayısının üç
bin, bütçenin ise iki milyon YTL. Olarak belirlendiği,
bu bütçe ile kurum bünyesinde, ya da ayrı olarak
kurulması planlanan Alevi Enstitüleri’nde Alevi dede
ve zâkirlerin eğitiminin yapılacağı, istihdam edileceği
basına yansıdı. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Aleviliğin ve ilgili kavramların içinin boşaltılması yönündeki bir
takım çalışmaların yapıldığına şahit oluyoruz. Aleviliği-Bektaşiliği
dinsel çerçevenin içine sıkıştırarak ulaştığı mevcut durumdan çok
daha gerilere götürmeye çalışılmakta ve kendi inanç sistemlerine
benzetilmeye çalışılmaktadır.

Unutulmamalıdır ki şeriatçılığa karşı devletten medet uman bir
Alevilik kendi kimliğini ve kültürünü yitirmiş olacaktır. Zaten
istenen ve yapılmaya çalışılan da budur. Amaç devletin
güdümündeki Sünniliğin gölgesinde dinsel ve belki folklorik çok
cılız bir motif olmaktan ileriye gitmeyecek ve zaman içerisinde
tamamen unutulacaktır.

Ülkemizde Alevilik ve laikliğin güvencesi, tüm inançlar arasında
tam bir eşitlikle, her türden ezme ilişkilerinin sona erdirilmesinde
yatmaktadır.

Şüphesiz Alevilerden bir kesim devlet eliyle hazırlanan bu
imkânlardan yararlanmak isteyecek, çocuğunu dede veya zâkir
yetiştirmek ve devletten maaş almak üzere buralara
göndereceklerdir. Bu düşüncedeki kimseler sadece dar bir alanda,
Sünni-Hanefi inancın etkisinde hizmet yapmaya çalışacak ve onlar
için önemli olan maaşlarını alacaklardır. Ancak, bunlar, Alevi-
Bektaşi toplumu tarafından asla kabul görmeyeceklerdir.
Unutulmamalıdır ki
şeriatçılığa karşı devletten
medet uman bir Alevilik kendi
kimliğini ve kültürünü yitirmiş
olacaktır.


4
Hazırlanan taslakta Ankara ve İstanbul’da iki cemevi
açılması ve Alevi toplumu ile hükümet arasındaki
ilişkileri yürütmek üzere kırk kişilik bir kurul
oluşturulması da var. 22 Temmuz seçim öncesine kadar
Alevileri gündemine almayan, cemevlerine “Cümbüş
evi” diyen zihniyetin bu açılımlarını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Bu ve benzeri işler sadece göstermelik ve samimiyetten uzak ve
hatta tiksindiricidir. Demokrasi deyip demokrasiyi, laiklik deyip
laikliği çiğnemeleri gibi. Alevilik hizmetleri diye de Aleviliğin-
Bektaşiliğin değerlerinin de kuşa benzeyeceğinden emin
olabilirsiniz.
Bırakın basit, göstermelik enstitü veya kırk kişilik kurulları,
Devletin üniversitelerinde bile “Üniversite her düşüncenin özgürce
anlatıldığı yer olmalıdır.” kılıfı altında, gerçekte bilim ve düşünce
özgürlüğünü ortadan kaldırmayı amaçlayan, geleceğimiz olan
öğrencileri de, öğretim üyelerini de bölünmelere götürecek olan
dinsel giyim sergileme yarışına yeşil ışık yakan bir zatı YÖK
başkanı yapıyor.
Bunları yapanlar ve yaptıranlar bu tür giysilerin kadın erkek
eşitliğini reddeden, inançlar dâhil her görüşün özgürce irdelenmesi
gereken üniversite çatısı altına bilim özgürlüğünü değil, bir inancın
kabulü mesajını veren bir giyim olduğunu çok iyi biliyorlar.
Böyle bir zihniyetin, Alevi-Bektaşi toplumuna enstitü açarak,
cemevi yaparak, dede, zâkir yetiştirerek hizmet etmek istemesi, çok
düşündürücüdür. Bu düşüncesinin altında, çok daha farklı amaçların
bulunduğunu söylemek için kâhin olmaya gerek yoktur.


Alevi-Bektaşi toplumunun demokratik talepleri sizce
nelerdir?


a) Bütçeden dine para ayırma işine son vermek ve Diyaneti
feshetmek

b) Tüm inançların örgütlenmesi ve kurumlaşması önündeki
engelleri kaldırmak ve bu konuda her türlü yaptırımlardan
vazgeçmek.

c) Devletin tüm inançlar karşısında tarafsız ve eşit uzaklıkta olması
ve dolayısıyla zorunlu din derslerinin kaldırılması.

d) Devlet olarak inanç guruplarından birisinin, diğerinin özgürlük
alanına müdahale ettiğinde, engel olmak.

e) Belli inanca yönelik resmi okulları kaldırmak, cemaatlerin kendi
inançlarıyla ilgili okulları, laiklik ve diğer inançlara karşı eğitim
vermemek kaydıyla kontrollü serbest bırakmak.

 

Veliyettin ULUSOY: "Alevilikle ilgili kavramların ve değerlerin içi, siyasi şovlara kurban edilmek isteniyor"
06-01-08

YAZAR: VELIYETTIN ULUSOY, HACIBEKTAŞ VELI DERGAHI POSTNIŞINI
Kaynak: www.alevi.com
Demokrasinin ve laikliğin içini boşaltanlar, şimdi ‘Aleviliğe hizmet’ adı altında değerlerimizin içini boşaltmaya hazırlanıyorlar. Alevilikle ilgili kavramların ve değerlerin içi, siyasi şovlara kurban edilmek isteniyor. Muharrem, bizim için yas ayıdır. İnancımızda oruç açma bir ziyafet sofrası niteliğinde değildir ve adına da “iftar” denmez.

ALEVİ-BEKTAŞİ İNANÇ ÖNDERLERİNDEN KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA   Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) tüm Alevi Dernek, Dergah, Ocak ve vakıflarında hizmet veren Alevi Bektaşi inanç önderleri olarak, son günlerde kamuoyunu meşgul eden, “AKP’nin Alevisiz Alevi Açılımı” tartışmalarına ilişkin görüş ve taleplerimizi kamuoyu ile paylaşmayı zorunlu buluyoruz.  Bir yandan “Aleviliğin devletleştirilmesi”, diğer yandan “İftar yemeği” gibi kamuoyunu yanıltma, geçmişte sık sık Alevilerin onurlarını ve değerlerini yıpratmaya dönük bu çabalar karşısında sözümüz var.  Demokrasinin ve laikliğin içini boşaltanlar, şimdi ‘Aleviliğe hizmet’ adı altında değerlerimizin içini boşaltmaya hazırlanıyorlar. Alevilikle ilgili kavramların ve değerlerin içi, siyasi şovlara kurban edilmek isteniyor.  Muharrem, bizim için yas ayıdır. İnancımızda oruç açma bir ziyafet sofrası niteliğinde değildir ve adına da “iftar” denmez. Sayın Başbakanı “Alevi iftarına” davet edenler, kendilerini yanıltmaktadır. Bir Alevinin evine gelen her can mihmandır,ama matem orucunun bir siyasi şov için kullanılması bizce ayıptır.  Sayın Başbakan Alevi-Bektaşilere yönelik gerçekten samimi bir açılım düşünüyorsa, 2 Temmuzda Sivas’ ta halkımızla birlikte yürümelidir. Bu iyi bir başlangıç olur. Hükümetin “Alevi Açılımı” Alevi-Bektaşilerin yıllardır beklediği bir girişimdir. Zamanı çoktan gelmiş, hatta geçmiş bir adımdır. Ancak bu adım yanlış yöndedir, Alevisizdir ve samimiyetten uzaktır.  Bu açılım gönül rızasıyla yapılmamaktadır. AKP, AB’ye girebilmek için Türkiye’de demokrasinin sınırlarını genişletmek zorundadır. Ayrıca “dini özgürlük” adı altında, devlet örgütlenmesinde dinci gericiliğin önündeki engelleri kaldırılmak istenmektedir. Aslında Alevi-Bektaşilere kerhen belirli haklar verilmeden, Sünni ve Vehabi tarikat ve cemaatlerin önünü açmak ise olanaksızdır. Dolayısıyla tarikatlarının önünü açmak için biz Alevilerin öğretisi ve inancı yem olarak kullanılmak istenmektedir. Bu nedenle AKP, Alevi-Bektaşilerin kapsamlı demokratik istemlerini görmezden gelmeye devam etmekte; Osmanlı usulü “ulufe” dağıtarak ve yapmacık gösterilerle yandaş toplamaya hazırlanmaktadır.  Alevilerden bir kesim, devlet imkânlarından yararlanmak amacıyla, çocuğunun dede veya zâkir olarak yetiştirilmesini ve maaş almasını isteyebilir. Ancak bu çıkar ilişkisi, Alevi-Bektaşi toplumu tarafından asla kabul görmeyecektir. Öte yandan şeriatçılığa karşı duruşuyla her türlü övgüye değer olan Aleviliğin, kişisel ikbal dağıtımı demek olan AKP açılımına “evet” demesi durumunda, orijinal kimliğini ve kültürünü yitireceği de tarihi gerçeklerle sabittir.  Her çağdaş birey gibi, Alevi-Bektaşiler de laikliği benimseyen ve savunan insanlardır. Bu yüzden “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın” kamu kurumu statüsü devam ettiği sürece, laik bir ülke olunamayacağı gerçeğini içselleştirmişlerdir. Çağdaş, laik, demokratik devlet kavramı içinde “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın” yer alması nasıl yanlışsa, Aleviliğin devlet içinde temsili için bir genel müdürlük kurulması da aynı derecede yanlıştır.  Diyanet İşleri Başkanı, “Cemevi kanunla ibadet yeri olamaz” demiş. Doğru, ama eksik söylemiş: Camiler de kanunla ibadet yeri olamaz! Her cemaat kendi ibadet yerinin neresi ve nasıl olacağına kendi karar verir. Yasayla bunu sınırlandırmak yanlıştır. Alevi-Bektaşiler Tüm inançlar arasıda tam eşitlik ilkesinden yana oldukları kadar, her türden yok sayma yaklaşımlarının da karşısındadır.  Biz, Alevi-Bektaşiler ve inanç önderleri olarak, ülkemiz ve ülkemiz insanları için en kapsamlı demokratik, laiklik ve eşitlik hususlarında istemleri dile getiren, Hak-Muhammed-Ali ve 12 İmam sevgisi ile İslam’ın muhalif öğretisine sahip çıkan kesimleriz   Başlıca istemlerimiz; 1. Bütçeden dinsel faaliyetlere pay ayrılmamalı ve Diyanet İşleri başkanlığı kaldırılmalıdır. 2. Tüm inançların örgütlenmesi ve kurumlaşması önündeki engeller kaldırmalıdır. 3. Devlet tüm inançlar karşısında tarafsız ve eşit uzaklıkta olmalıdır 4. Zorunlu din derslerinin kaldırılmalıdır 5. Alevi Köylerine zorla cami yaptırma ve din görevlisi göndermeye son verilmelidir. 6. Devlet, inanç gurupları üzerindeki baskılara ve ayrımcılığa engel olmalıdır. 7. Devlet, belli bir inanca yönelik okul (İHL, vb.) yaptırmaktan derhal vazgeçmelidir. 8. Eğitim ve yardımcı kitaplardaki inanç ayrımcılığı ve farklı inançlara hakaret içeren metinler kaldırılmalıdır.   ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ ÖNDERLERİ ADINA

Veliyettin ULUSOY  

Hacıbektaş Veli Dergahı Postnişini

 

  anasayfaya geri dön