|
||
İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Hacı Bektaşi Veli |
||
BİR ALEVİ-BEKTAŞİ OZANI Alevilik ve Bektaşilikle ilgili internet üzerinden kaynak olarak başvurulacak websiteleri
Alevilik, İslamdır.
|
Birlik Olmanın Yolu Hacı Bektaş Dergahı’ndan Geçer: İsmail Kaygusuz "Alevilik T.C'nin güvenlik sorunudur" Cem Vakfı Başkanı Doğan Basın Kulübü'nde konuştu: Veliyettin Ulusoy: AKP samimi degil Değerlerimiz siyasi şovlara kurban edlmek isteniyor AKP nın açılımına ortak tepki: Aydinlardan ortak açıklama ALEVİ-BEKTAŞİ İNANÇ ÖNDERLERİNDEN KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA Alevi Kurulusları ve Abdal Musa Dergahı Postnişininden ortak açıklama: ‘BİRLİĞİMİZİ KİMSE BOZAMAZ’ ‘YEL KAYADAN ANCAK TOZ ALIR’
|
|
Kamoyunda Alevilik - Bektaşilik nedir sorularına cevap niteliği taşıyan A. Celalettin Ulusoyun, Hünkar Hacı Bektaş Veli ve Alevi Bektaşi Yolu isimli 1986 basımlı kitabının Genel anlamda Alevilik-Bektaşilik bölümünü olduğu gibi aktarıyorum. A. Y. Yıldırım Genel anlamda Alev ilik-Bektaşilik Genel olarak Alevilik ve Bektaşilik ayrı anlamlarda kullanılan sözcüklerdir. Alevilik, İmam Aliy’i seven onu hak bilip yolundan gidenlerin bağlı oldukları bir inanış sistemini, dini bir akide olarak tanımlar. Şia Mezhebi olarak veya Caferi Mezhebi olarak da adlandırılan, zaman zaman politik görüşleri de içermiş olan, fakat aslında, İslamın temel kurallarındaki düşünce ve uygulama farkını yansıtan Alevilik, İmam Ali’nin ilkelerini kapsayan bir dini doktorindir. Bektaşilik, Hacı Bektaş Veli’den sonra ortaya çıkmış, İslam esaslarını ve Alevi inancını, çağın gereksinimleri ve Türk kültürü ile sentez yapan, insanlığın geleceğine ve uygarlığa yönelik, hoşgörülü bir dini felsefe sistemidir. Temeldeki inanç aynı olmakla beraber kapsamında ve tarihsel gelişiminde farklılık bulunduğu su götürmez. Hazreti Muhammed’in yaşadığı çağda başlayan Alevilik İslam Dünyasının her bölgesine dağılmış durumdadır. İslami esaslar yanında Arap tarihinin ve Arap kültürünün etkisi hissedilir vaziyettedir. Doğuş çağındaki geleneklerin bir bölümü kısmen yaşamaktadır. Bektaşilik’de İslam’ın temel prensipleri korunmuş olmakla beraber, kişisel ve toplumsal yaşantıda, kişiyi dar ve katı kalıplar içerisine sokmayan toleranslı bir düşünce özgürlüğü getirilmiştir. Bununla beraber, iki düşünce sisteminde de inancın temelinin İmam Ali ve Hacı Bektaş Veli’nin eşi bulunmaz kişiliklerine bağlı olması, Hacı Bektaş Veli’nin Ali soyundan geldiğine ve hatta ad değiştirmiş Ali olduğuna inanılması, bazı bölgelerde ve özellikle ülkemizde Alevilik ve Bektaşiliği, birbirinden ayırmak olanaksız biçimde birleştirmiştir. Bu inanca bagğı her kişi kendisini hem Alevi hemde Bektaşi sayar. Tercih yapmadığı gibi inanç arasında hiç bir fark görmez. Gerçekten de ülkemiz dışında bulunan, örneğin Endenozya, Irak veya İran’daki Aleviler Hacı Bektaş Veli’nin adını bile duymamışlardır. Bu ülkelerde, kadının erkekden mahrem tutulması, içki yasağı, namaz ve orucun dinin şartı olması gibi kurallar taasup ölçüsünde sürdürülmektedir. Oysa Anadolu’da Hacı Bektaş Veli’den bu yana sözü geçen konularda uygar gelişime paralel reforumlar gerçekleştirilmiş, taasuba dayalı katı kurallar yerine, insan ruhunun ve inancının yüceliğine dayanan bir ahlak sistemi geliştirilmiş, kişiler ve toplum bu yönde eğitilmiştir. Bu itibarla, ülkemiz dışındaki Alevi inancını geleneksel deyimi ile Şia diye adlandırarak, ülkemizde inanç, yaşantı, gelenek ve düşüncede birbirinden farksız olan kişileri, Alevi ve Bektaşi olarak adlandırmak en doğru davranış olur. Aslında gerçekde budur.” |
||