| Köy
Kalkınma |
Köykent Nedir?
Türkiye'de 35 bin 113 köy ve yaklaşık 45 bin mezra bulunmaktadır. Buna
göre, nüfusumuzun yarıya yakınını köylüler oluşturmaktadır. Bu nedenle
kalkınmanın köylerden başlatılması zorunludur.
Ancak, Genel Başkanımız ve Başbakanımız Sayın Bülent Ecevit'in çeşitli
konuşmalarında dile getirdiği gibi, bu kadar çok ve dağınık olan
yerleşim birimlerinin sorunlarını devletin tek tek çözmesi mümkün
değildir.
Adına köy-kent dediğimiz proje ise köylü-devlet işbirliğiyle köyleri en
kolay yoldan kalkındırmanın anahtarıdır.
Köy-kentler, birbirine ulaşım kolaylığı olan 5-10 köyün gücünün
birleştirilmesiyle, yani köylülerin kendi aralarında kooperatifleşerek
örgütlenmeleriyle kurulabilmektedir. Ecevit, bunu şöyle anlatmaktadır:
"Her köye okul kurulsa, sekizer sınıflı ilköğretim okullarına yeterli
sayıda ve nitelikte öğretmen bulunamaz. Nitekim bulunamıyor.
Her köyde bir sağlık ocağı yapılsa, bu ocaklardan her birine doktor,
hemşire, ebe, hastabakıcı, yeterli araç ve gereç veya lojman
yetiştirilemez. Nitekim yetiştirilemiyor.
Her köye cankurtaran, her köye itfaiye sağlanamıyor. Hele 45 bin mezraya
bu olanaklardan ve hizmetlerden hemen hiçbiri ulaştırılamaz. Nitekim
ulaştırılamıyor. Bu sorun ancak 'köy-kentler' ve 'merkez köyler'le
çözülebilir.
Ancak bu ikisi biribirinden farklıdır. Kimi yerlerde, özellikle terör
tehlikesinin bulunduğu yörelerde, dağınık köyleri 'merkezî köy' çatısı
altında birleştirmek gerekebilir. Buna özellikle köye dönüşün başladığı
Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde yer yer gerek duyuluyor.
Fakat her yerde köyleri birleştirip yeni köyler kurmaya devletin gücü
yetmeyeceği gibi, merkez köy uygulaması köylüyü tarlasından, bahçesinden
uzak da düşürebilir.
Köy-kent uygulamasında ise köylüler yerinden yurdundan olmayacaktır.
Köy-kentlerde köyler değil, hizmetler birleştirilecek, okullar
birleştirilecek, sağlık ocakları birleştirilecektir. Devletin katkıları
ile köylülerin gücü birleştirilecektir.
Diyelim ki biribirine yakın beş veya on köy bir köy-kent oluşturdu... Bu
köylerin her birine ayrı ayrı okullar kurulması yerine, köy-kent
halkının uygun göreceği bir yerde bir tek büyük okul kurulacak.
Bu büyük okula köy çocukları otobüslerle ulaştırılacak; yeterince
öğretmen sağlanabilecek; öğretmenlere konut sağlanabilecek; öğrenciler
bilgisayardan ve her türlü çağdaş öğretim araç ve gereçlerinden
yararlanabilecekler.
Her köye spor olanakları kurulabilir. Kitaplıklar kurulabilir. Çağdaş
hayvancılık için ortak tesisler kurulabilir. Ama bir köy kendi başına
fabrika kuramaz.
Birbirine komşu konumda olan; emeklerini, bilgilerini ve
kooperatiflerini köy-kentlerde birleştiren köylüler ise verimli tarım
veya hayvancılık işletmelerinin yanı sıra ortak sanayi işletmeleri de
kurabilirler.
Nitekim Ordunun Mesudiye ilçesine bağlı 9 köyde başlatılan köy-kent
uygulamasıyla yörenin orman ürünlerini değerlendiren bir fabrika
köylülerin katkısıyla kuruldu. Köye dönüş de başladı.
Köy-kentlerle birlikte çarşılar oluşacak, her türlü işyerleri oluşacak,
bankalar kurulabilecek, işsizlik azalacak ve giderek tümüyle ortadan
kalkacak.
Böylece kısa sürede kentlerin tüm olanakları köylere de ulaşmış olacak.
Köy-kentler sayesinde kentlere akım azalacak ve köylüler bulundukları
yerlerde kentlileşecekler.
Köylüler, kent uygarlığının, büyük kentlerin tüm nimetlerinden göçe
zorlanmaksızın ve aile bağları sarsılıp kopmaksızın yararlanabilecekler.
Bazı büyük kentlerde işsizliğin veya kültür çatışmasının neden olduğu
sorunlar da giderek sona erebilecek.
Köy-kentler kırsal alanda eğitimin düzeyini de yükseltecektir.
Köy-kent hareketi ile köylüyü ve bütün Türkiyeyi kalkındırmanın yolu
açılmış olacaktır."
Sayın Ecevit'in yaklaşık 30 yıl önce gündeme getirdiği köy-kent projesi,
eğer o yıllarda başlatılabilseydi;
- Köylerimiz kentleşme sürecine girecek, köylümüz de köyünde
kentlileşecekti.
- Kentlerimizde çarpık yapılaşma olmayacaktı.
- Kentlerimiz, köylülerin kitlesel göç akınlarına uğramayacaktı.
- Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yoksulluk ve işsizlik büyük ölçüde
giderilmiş olacaktı.
- Başta Doğu ve Güneydoğulular olmak üzere tüm ulusumuza uzun yıllar
kâbus yaşatan bölücü terör, 30 bini aşkın insanımızın ölümüne ve
yaklaşık 100 milyar dolarlık ekonomik kayba sebep olamayacaktı.
- Bugün aş ve iş derdi olan insanlarımız köy-kentlerin sağladığı
ekonomik ve kültürel kalkınma sayesinde bu sorunları yaşamayacak ve
dolayısıyla bölgelerinde terör örgütlerinin ve laiklik dışı
yapılanmaların barınmasına bu ölçüde fırsat vermeyecekti.
- Türkiye bugün yaşadığı sorunların hemen hiçbirini yaşamayacaktı;
yaşasaydı bile çok azını yaşayacaktı.
- Çünkü Türkiye, bölgesinin yanı sıra dünyanın da sayılı ülkeleri
arasında yer alacaktı.
- Özetle ülkemiz, her açıdan çağdaş ülkeler arasındaki yerini almış
olacaktı.
Kaynak: DSP bildirgesi
|
|
|
|
Köyümüzde ilk kalkınma hamlesi 70 li yılları ortalarında
başlatıldı. Öncelik, ağaçlanma ve kuraklığa sebep veren KEÇİ ve
AĞAÇ KESİMİ YASAĞI ile başlatıldı. İkinci hamle Köy Kooparatifi kurma ve
işletmesi ile bir adım daha atıldı. Birinci uygulama başarılı bir
şekilde geri dönmezcesine uygulanırken ikincisi sekteye uğradı.
Özellikle Halı Dokumacılıgı Atölyesi kaderine terk edildi. Kooparatif
binası hala kullanılmaz bir halde durmaktadır. Bakkal Dükkanın ise ciddi
bir faydası olamdı. Bir ailenin geçim aracına dönüştü. Kendi kendini
yedi bitirdi. Kooparatifcilikde atılan bu kalkınma girişimi, ilgisizlik,
kısa vadeli düşünme, tembellik, kayırmacılık gibi hastalıklı
anlayışların sonucu tahrip gördü. köyden dışarı göç, dünyadadi ve
ülkedeki piyasa ekonomisine kayış ve yeni kapitalist rekabetci
değerler de bu süreci körükledi.
Dünya çapında piyasa ekonomisinin krizi ve bir anlamda iflası
tekrardan, yeni ekonmik kalkınma modellerini gündeme soktu.
Ülkemiz Türkiye ciddi bir tarım ekonomisi potansiyeline sahip
olmasından dolayı, özellikle, boşalan kırsal alanda yeniden verimli ve
kalıcı bir kalkınmayı gündeme almak durumundadır.
Köyde Yeni bir Kalkınma Hamlesi için geçmişle ciddi bir
hesaplaşma yapmak zorunludur.
Köyde kullanılmaya elverişsiz arazı paylaşımı, bahcecilikte uygulanan
vrerimsiz ve bilinçsiz üretim tarları, besi ve hayvancılığın durma
noktasına gelmesi, güçlerin ve olanakların birleştirilememesi, bilim ve
teknolojiden faydalanamama ancak yine ciddi bir eğitim ve
Kooparatifleşme çalışması ile münkün görünmektedir.
Köy idaresinin ciddi bir plan ve program geliştirerek uygulamaya
başlaması gerekmektedir.
Kıllı Ziyaret için yapılan girişim, bir başlangıç olmalı. Bu alan
verimli bir şekilde değerlendirilmelidir.
Tarım ve hayvan besiciliğine elverişli olan bu alan köyümüze ciddi
bir ekonomik katkı getirecek potansiyele sahiptir.
|
|