Anasayfa
Köyün Tarihçesi

Asırlık Yolaşan

Ekin zamanı

Yazşenliği yıl 2006

 

Eski Basak gelenek görenekleri:

Yazarı: Hüseyin Aslan

Ekin, Harman, Aşlık

Ekinler biçilir harmanlara hayvanların sırtında yük veya şahra yapararak yakın tarlaların ekini ise sırtda şelek ile harmana toparlanır Şılın yapılır. Harmanların büyük çoğunlugu aşagı ve yukarı göller semtinde olur. Öküzlerle düvenler sürülmeye başlar düven ve harman kaldırma işi iki ay kadar sürer . Harmanların bitiminde kış aşlıkları (Un Bulgur Tarhana gibi) hazırlanır. Artık sonbahar gelmiştir güz tohumu bu day ekilir .

Koçsalımı

Koçlar Tekeler önceden davarlardan ayrılarak iki ay kadar ayrı yayılır bizim köylü hesabı (Takvimi) Miladı takvime göre onbir gün geriye sayarak uygulanır. Bu hesaba göre güzün kırkbeşine koçlar koyuna salınır. Koçsalımı Karagedik Kayanınönü ve Yazı gibi düzlük yerlerde yapılırdı. Koçlar tekeler aynı gün süslenir çeşitli boyalar sürülür hazırlanmış Bartları (Bez kumaş üzerine dikilmiş püsküllü çeşitli boncuk sedef dü me vs.) üzerine bağlanır Koçun boynuna Tekeninde buynuzlarına elmalar takılır ve herkes toplanır birlikte saat öğlen suları gibi davarların bulunduğu yere gelindiğinde silahlar sıkılır, davarlar koşuşup bir araya toplanır. Bu arada koçlarda bağlarından salıverilir.
Koçun önüne ilk gelen kossak (çiftleşen koyun) koyun beyaz olursa o kış karın çok yağacağı siyah olursa karın az yağacağı gibi niyet tutulur. Herkes hazırlıklı gelmiştir lokmalarıyla bunlar Kömbe meyva cerez türü yiyecekler kavurma gibi. Bu yiyeceklerin hepsi biraraya toplandıktan sonra büyük küçük herkese pay edip dağıtıldıktan sonra Allah daim bu günlere nasip eylesin güzel edasıyla son bulur. Bundan kısa süre sonra da havaların soğumasından Köy çobanları her sürünün dört çobanı sürüyü dört eşit parçada aralarında taksim eder.Ve böylece davarlar tekrar ağılına sayaya döner bu süreç kar yağana kadar Köy çobanları yaymaya devam eder. Buna Ayagıddurma da denir ve herkesin davarını sahibine teslim eder.

Düğün

O eski yıllarda dügünler hep sonbahar ve kış aylarında yapılırdı fakat taktireşayen düğünler olurdu.Gelenek adet ve adabına uy un olarak ne yazıkki bu günki dü ünleri görüyorum da takliti niteli inde. Dü ündeki oyunlar a ırlıklı çeşitli halaylar Tura Si si Deve yapımı oyunu ve akşamları geç saatlara kadar mencilislerde çalınan ba lama sazlar türküler deyiş duazlar. Ayrıca rahmetle andı ımız Ali Tatlı (Kelcafer Ali ) ve Allahverdi nin kendi maharetleriyle yine mencilislerde Be in başında ve benzeri e lencelerde yaptıkları güzel eğlenceli herkesi bü üleyen başarlı oyunlarına bu günün deyimiyle büyük sanatçılardı demek yerinde olur.

Kış zamanı

Kışları çok büyük karlar yağardı özellikle Köyümüzün yerleşiminin sıklığı kar sıyırmak temizlemek eziyetli sorun olurdu. Karın iyi tarafıda vardı özellikle taze karın yağdığı sabahı erkenden hemen herkes genç ihtiyar erkekler kamalak keklik avına gidilirdi. Bu av kovalama usulü yapılır yüksek da lardan genelde gençler (basar) kovalar yorar alçak derelere inen bu keklikler yorulmuştur kolayca elle canlı olarak tutulur. Kışları fazlaca yapılacak iş olmaz, ancak davarı olanların işi zor olurdu. Çünküi kışları davarlar genelde aşağı çay kenarındaki ağııllarda yemlenirdi, amaç burasının engin oluşu ve kavak söğütlerin burç kabuğunun davarlara yedirilmesinden faydalanmaktı. Dört beş ay kadar burada kışlanır (kalınırdı) hayvanların tüm yiyecekleri Ot, Çaşır, vs. Kar kış fırtına demeden sırtda şeleklerle taşınırdı. Ayrıca Alaf, (hayvanların yiyeceği) yetersizli inden keçilere sabahları az bir kahvaltı bir kaç telek yaprak gibi yem verilir ve hep yaylıma götürülür. Yer yüzeyi karla kaplı olduğundan en az yarım metre kar olurdu, genelde soğuğun şittetinden donmuş aylarca yerden kalkmayan karın yüzeyinde meşe çalılıklarda otlatılırdı.

Yüz Kömmesi ve Niyet

Yüz Kömmesi (Hamurdan iki kat arasına kavurma, ya , çeşitleriyle iki sac arasında pişirilir) Koçun davara salınmasından sayılarak, yüzüncü günü yapılır kömmenin katının arasına bir tane düğme atar kadınlar. Kömme pay pay yapılıp ailece yenilirken bu düğme erkeklerin payına isabet edip çıkarsa, davarların doğuracağı görpelerinin (yavrularının) genelde erkek olacağı, eğerki kadınların payından çıkacak olursa da dişi niyet geleneğimizdi. Ancak burda kadınların kömme payından çıkması tercih temmennidir. Bu günlerde davarların kuzlacımı kısırmı olduğunu, deneyimli olanlar bilirler. Koyunların karınaltı memesine yakın bölgeden yavaşça elle kontorol ederek, keçi ve ineklerin de teninden (cinsel orğanından) bakarak bilirler.

Basak Köyü Malatya ilinin , Hekimhan ilçesine bağlı 1550 metre rakımlı yarı plato görünümlü bir arazi üzerindedir.

Basak Köyü tahminen 16. yüzyılın ilk yarısında kuruldu.

Köy tahminen 16. yüzyılın ilk yarısında kuruldu. 1560 tarihinde Basak, 6 vergi nüfuslu bir yerleşimdi. Bu 6 kişiden yanlızca birisinin arazi kullandığı görülmektedir. 4 kişi evli topraksız, bir kişi ise işsizdir. Köye biçilen yıllık vergi 1.200 akçedir. Vergiye tabi 6 kişinin adları ise şöyledir. Pir Nazar'ın oğulları İsmail ve Mansur, Mustafa’nın oğulları Ali ve İbrahim, Salih'in oğlu (Sali) Aşık ( Aşıt), Seydi Ahmet oğlu Hüseyin bu kişi Karaca köyünden Basağa daha sonraları yerleşen Dedelerden olsa gerek. Bir önceki kuşak, Pirnazar, Mustafa, Sali ve Seydi Ahmet olmak uzere 4 kişidir. Bu durumu ile Basak, yeni kurulmuş bir köy görümündedir.

Günümüzde Basak’da 5 sülale vardır: Aşıt-Uşağı, Şefeli-Uşağı, Hamus-Uşağı , Haydar-Uşağı ve Dedeler. Osmanlı vergi nüfusu listesinde 1560 Aşıit gibi özgün bir adın yer alması dikkat çekicidir. Bu ad aynı zamanda köyü kuran kişilerden birinin adı, belkide Aşıtın kendisidir.

Halkın anlatımına göre Basak, Güvenç Köyü arazisine yerleşmiştir. Köyün kuruluş aşamaşında Güvenç' le bir hayli çekişme yaşanıyor. Basaklıların bölgeye yerleşimi Osmanlı eğemenliğine geçmeden öncedir. Dedeler, Basak’a sonradan yerleşmiştir. Geldikleri yer, Yazıhan Karaca köyüdür. Hacım Sultan Ocağını temsil ederler. (1)

Birde Köyün yaşlılarının daha önce dedelerinde aktardıkları söylenceleri artaralım. Vahi İsmail ile yaptığımız sohbet ve bizim duyduklarımız 4 Gardaşın köye yerleşmeden evel eşkiyalık yaparak geçimlerini sürdürdüğü yönündedir. Bu gün Güvenç köyü bir başka gün Salıcık daglası gün başka bir köy basılarak bölgede barınmışlar. Bu yüzden köyün adı Basak ve köylülerin ismide Basaklı olarak anılmıştır. 90 lı yıllarda Ankara da yaşayan Basaklıların girişimi ile köyün ismi Başak olarak değiştirilmiştir. Bu dört kardaş kimlerdir neyin nesidir. Anadolu ya Türk akınlarının 9. yüz yılda başladığını ve bölgede giderek etkinliğini artıran Türk boylarının bulunduğunu gözönüne aldığımızda sorularımızın cevabı açıklığa kavuşmaktadır. Gerek konuştukları dil ve gerek taktıkları adlara baktığımızda ve de Köye daha sonra yerleşen Dedeler sülalesinin bunları Türk olarak andıklarını dahil ettiğimizde 4 Gardaşın kimlik sorununu kolayca çözülmüş olur.

1875 Yılındaçevrede şiddetli bir kış mevsimi yaşanmıştı. Köylü, yiyecek , içecek ve hayvan yemi sıkıntısına düşmüştü. çevrede karı eriten rüzgara Ağyeli adı verilir. Yakın zamana kadar, Ağyelinin esmesi için her yıl kömbeler pişirilerek yüksekce bir yerde toplanılır, yakarılır, tören sonunda kömbeler dagıtılır, birlikte yenir idi.

Köyümüzün yetiştirdiği Esiri Baba, Ağyel için şu şiiri kaleme almış. Oldukca uzun olan bu dörtlüklerden biz sadece üçünü aldık.

Deli Poyraz yüz tutturdu bıçağa

Dökülüyor coluk cocuk ocağa

Bu kar kaldı Agustosa sıcağa

Kerem edip ihsan eyle Ağyeli.

.....

Görmedik böyle kış duymadık adın

Komşuya gidemez papuçlu kadın

On evde bir kaldı yakacak odun

Kerem edip ihsan eyle Ağyeli.

.....

Sen bin iki yüz doksan bir tarih

Hem desitan oldu hem bir tevarih

Bu şiddetten gayri candan bizarih

Kerem edip ihsan eyle Ağyeli.

Dedeler

CEMAL YILDIRM' ın açıklaması

Basak k öyü tarihcesi hakkında bende birşeyler eklemek istiyorum
Dedelerin köye gelmesi 1780 ile 1790 yılları arasındadır.

Köye gelen Dedemizin adı VELİ Dede'dir. İlk geldiginde köyde kalmamış Sivası'n Kangal ilçesine bağlı Mancılık köyüne gitmişdir. Burada bir süre kaldıktan sonra tekrar Basak Köyüne gelmiştir. VELİ Dede'nin çocukları, O Basak k öyüne yerleştiği zaman gelmişler. Bunlar iki kardeş , herkesin bildigi Baboğ Dede ve Abdul Vahap (Mahaağa) dir.

Veli Dede'nin Basak k öyünü yurt olarak tercih etmesi bir tesadüf değildir. Çünkü bu gün Basak k öyünün sınırları içinde bulunan yaylalıklara önceden gelip yayla yaylarlarmış.

Kılıç Ziyaret bunların başı. Biz bunları Baboğ Dede' nin torunu Büyük Seyit' in yazmış olduğu şiirlerden anlıyoruz. Yazı'da bulunan Kılıç Ziyaret (asıl adı Kılıç Baba ) olan şahınnda bizim aileden olduğu tahminler arasındadır. Kılıç Baba Karaca köyündeki bizim dedelerimden olan Kara Hacı' nin soyundan geldiği tahmin edilmektedir.

Bu açıklamaları yapmamın sebebi Basak köyünün kurucuları arasında geçen ismin yani
SEYIT AHMET oglu HÜSEYİN (bu bir tahmindir.) bizim süladen olğunu açıklamak içindi. Bizim Basak köyüne resmi gelişimiz yukarıda yazdığım gibidir. Dedelerimiz henüz Karaca köyündeyken bu bölgelere gelip yurt sahiplenmişlerdir. Bundan dolayı da bu şahsın bizden olma ihtimali ağırlıklıdır.

İlerde bazı bilgileri daha ekleyeceğim bu yazdıklarımın çoğu dedelerimden aldığım notlardandı. Çoğu yazılı değil, bundan dolayı da kesin değildir. Ama bunların aksini isbatlayan kesin delilli belgeler ve bilgiler çıkmadıkca biz bunları doğru olarak kabul edeceğiz.

Köyün yaşlılarından Vahı İsmail'e ( İsmail Küsmez ) kulak verelim:Başkınıklı Veli Dede'ye kulak misafiri oldum: Dedelerimiz ( bilinmiyen bir tarihte) Gözögünden ( bir ihtimal Hekimhan Kocaözü Beldesi ) 5 kardaş olarak çıkıp Zurbahan’nın güneydoğu eteğinde Salıcık ile Budaklı arasındakı mıntıkada yer alan pınarda konaklamışlar. Gözögü'nden çıkmalarının sebebi; babaları bir kavgada öldürülüyor. Büyük gardaşları burayı terk ediyor. Diger dört gardaş da büyük abilerinin peşine düşüyor. Annelerini geride bırakıyorlar. Uzun bir süre (ne kadar olduğu bilinmiyor) bu mıntıkada kalıyorlar. Bu arada bilinmiyen bir nedenle (büyük olasılıkla kız kaçırma) Salıcıklı ile kavgalarında büyük kardeşle birlikte bir kişi de Salıcıklı'dan ölmüş. Burada tutunamayan kardaşlar, Zurbahan'ın kuzeybatı eteginde bir pınar yanında konaklamışlar. Güvençli'den bir dul kadın kaçırmışlar. Burada da tutunamayınca, şu an köyün dogu üsttarafındaki tepede bulunan magaraya- Gündeligine- sıgınmışlar. Orayı basarak şurayı basarak bu köye baskın düzenleyerek yaşamlarını sürdürmüşler. Şimdiki köyyeri ve civar ormandan geçilmezmiş. Daldan dala atlayarak ta Karabogaza varırlarmış. Zamanla şimdiki köyün yerine inmişler ve yerleşmeye başlamışlar. Bu sıra köye Dedeler gelmiş. Dedelerden sonra tarım ve hayvancılık başlamış. Köy 1950 lerdeki toprak kaymasından sonra güneyden tümden kuzey tarafına geçmişler.Ne ögrendilerse Dedelerden öğrenmişler. O zaman bunlar cahil imişler. Okuma yazmaları yokmuş. Bizimkiler sonradan toprak işlemeye girişmişler. Çoğu zaman Dedelerin kapısında-tarlasında çalışmışlar. Talip olmuşlar manen Dedelere bağlanmışlar hürmet etmişler.”

Köyün Tarihi-kültürel yapısı ve nüfusu: Eski bir yerleşim birimi üzerine yeniden kurulan köyün arazisi üzerinde, yakın dönem Ermeni yerleşim yerlerinin kalıntılar bulunmaktadır. Halen halkın tamamı Alevi-islam-Türk tabirine sahip bir toplumdur. Bektaşi kültürünün ve yaşam felsefesinin etkisinde bulunmaktadır. Malatya-Hekimhan -Sivas yoluna 15 km'lik bir oto yolla bağlıdır. Her gün minübüs ile şehire ulaşım sağlanır. Nüfusu: Son sayım sonuçlarına göre köyde 900'den fazla insan yaşamaktadır. Yurtiçi ve yurtdışında, Ankara, İstanbul, İzmir, Malatya, Mersin, Manisa, Almanya, Fransa, Hollanda ve daha başka yerleşim yerlerinde toplam 3000'e yakın Basaklı yaşamaktadır.

Ekonomik durum: Agırlıklı olarak tarımla geçimini sürdüren Basaklılar, orta derecede sudan ve topraktan yararlanabilmektedirler. Köydeki mevcuk bir dere ve doğal su kaynakları yeterli suya sahip olmakla birlikte teknik eksiklikle bu sulardan yeterli yararlanmayı engellemektedir. Yine teknik yetersizlikler ve eksiklikler ve bilgisizliklerden kaynaklanan durum dolaysiyla modern ve sağlıklı bir tarım üretimine geçişi engellemektedir. Başta kaysı olmak üzere bir çok değerli üründe verim artırıcı çalışmalar yapılamamaktadır. Köylüler birlikte ileriye dönük ciddi üretim planlamaları yaptıracak olanaklardan yoksundurlar. Teknolojiden sınırlı ölçüde yararlanmakla birlikte, hala geleneksel metotlarla ( ki bu yüntemlerin bir kısmı yaralıdır) ürün elde eden köylülerin ürünleri tuccarlara peskes olabilmektedir. Üretim için doğal enerji yanısıra, hayvangücü, su ve elektirik enerjisinden yararlanılmaktadır. Üretim araçları olarak sınırlı sayıda motor gücü yanında yaygın olarak; karapulluk ve hayvanlar kullanılmaktadır. Köyün ortak mulkiyeti olan, 3 tane su degirmeni ve özel sahıslara ait 2 tane elektrik degirmeni bulunmaktadır. 70 li yılların ortasında faliyete geçirilen Koparatif kısa bir aradan sonra atıl halde kaderine terk edilmiş olarak durmaktadır.

Gelişmeler önündeki engeller: Son 20 yılda ciddi bir devlet desteği görmeyen Basak köyüne ve köylülerine, politikacılar bir oy pazarı ile bakmanın dışında bir şey vermediler. Ne yazık ki bir takım kandırmacalar ve küçük çıkar hesapları daima köyün alehine olmaktadır. Köye ve köylülere en büyük yardım onları bilgilendirmek, eğitmek ve sorunlarına karşı duyarlılıklarını arttırıcı çalışmalar sağlamaktan geçmektedir. Köyün kalkınmasına ve gelişip çağdaşlaşması ve de özlemini duyduğu sosyal refaha kavuşmasi için; kısa, orta ve uzun dönemli olmak üzere plan ve projeler üretip uygulamaya geçirmek gerekmektedir.

Bu yazıyı hazırlarken araştırmacı yazar Hamza Aksüt ün ; Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Corafi Kökenleri” isimli kitabından yararlandık.

(1) Araştırmacı Hamza Aksüt

  anasayfaya geri dön